Ana Sayfa » Köşe Yazısı » Ali Bozkurt

 
 
Ali Bozkurt

Ebedi Yolculuktaki İlk Durak / Köşe Yazısı - Ali Bozkurt

Ali Bozkurt

 Kıymetli Genç Kardeşim!

İnsanoğlu için ebedi yolculuktaki ilk durak, bu dünyadaki hayatıdır kuşkusuz. O halde önce dünya hayatının özelliklerine göz atalım.

Ebedi Yolculuktaki İlk Durak Nasıl Bir Yerdir?

Dünyaya gelen çocuk, daima aynı özelliklere sahip bir yere değil, sürekli değişen ve durmadan dönen bir dünyaya açar gözlerini.

Doğan bebek, ileride üstün başarılar gösterecek kabiliyette olsa bile, gözlerini dünyaya açtığı zaman aciz bir durumdadır. Hiçbir ihtiyacını karşılayacak yeteneğe sahip değildir. Yürümek, konuşmak, bir şeyler ifade etmek için uzun bir zamana ihtiyaç duyar. Çevresini tanımak, olayları değerlendirmek, fikir sahibi olmak ve fikirlerini açıklayıp kabul ettirmek içinse daha uzun bir zaman dilimi gerekir. Ardından sıra yetkin bir kişi olmaya gelir. Yetkin bir insan olup örnek bir kişiliğe kavuşmak için, içinde bulunduğu zamanı ve şartları tanımanın dışında, hem özel geçmişini hem de tarihi bilmesi gerekir. Annesi, babası, soyu ve mensup olduğu millet… Ve tarih… İnsanlık tarihi, dinler tarihi, sanat tarihi, bilim tarihi… Bunlar da yeterli değil. Gelecek için de hazırlıklı olması, bir takım bilgi ve becerilerin yanı sıra ihtiyaç duyacağı plan ve programlara da sahip olması gerekir.

İlk yıllarını çevresinin karşılıksız yardımlarıyla geçiren insan, yaşı ilerledikçe ayaklarının üzerinde durma mecburiyeti ile karşılaşır. Bilgisi ve gücü arttıkça, sorumluluğu da artar. Bir takım ihtiyaçlarını kendisi karşılamak zorunda kalır. Ayrıca hem bulunduğu yeri ve çağı iyi anlaması, hem de tarihi bilip değerlendirmesi gerekir. Bütün bunlardan sonra sıra, geleceğe dönük planlı çalışmalara gelir.

Boşlukta sayısız seyyare içinde dönüp dolaşan bir dünya…

Dünyada yaşayan sayısız mahlûkat…

Ve eşref-i mahlûkat olan insan…

Mükemmel bir yaratılış…

İki ayağı üstünde duran, başı dik bir beden…

Üstün bir akıl…

Yani sen!

Sevgili Genç Kardeşim! Sana Hitap Etmek İstiyorum Şimdi:

—Konuşmak için binlerce, on binlerce kelime kullanıyor, her varlığın tek tek adını biliyorsun.

—Düşünüyor, plan program yapıyorsun.

—Olaylar karşısında, yerine göre sevinip yerine göre üzülmene rağmen hep mutluluğa talip oluyorsun.

—Öleceğini kesin olarak bilmekle birlikte, hep yaşayacakmış gibi bir his taşıyorsun içinde.

—Gözlerin olmazsa, göremezsin.

—Kulakların olmazsa, işitemezsin.

—Burnun olmazsa, koklayamazsın.

—Dilin olmazsa, tadamazsın.

—Derin olmazsa, varlıkların özelliklerini hissedemezsin.

—Hem dilin hem de kulakların olmazsa, konuşamazsın.

—Bunlardan sadece biri olmazsa, önemli bir eksiğin var demektir. Hepsi birden olmazsa, seni insan yapan hiçbir özelliğin kalmamış olur.

—Daima bir şeylere ihtiyaç duyarsın. Hem kendi organlarının sıhhatine, hem kendi dışındaki varlıklara muhtaçsın. Öyleyken bir mükemmellik fikri taşırsın. Ölümlü olduğun halde ölümsüzlüğü düşünürsün. Noksan olduğun halde mükemmel bir hayata kavuşmayı umarsın.

Sevgili Genç Kardeşim!

Bütün bu fikirler,  tamamen imkân dışı hayallerden ibaret olabilir mi?

Birlikte Düşünmemiz Gereken bazı Hususlar

*Hem bütün varlıklar insanın emrinde, hem de insan, kendi emrindeki bütün varlıklara muhtaç; hem çok zeki ve becerikli, hem de bu düzeye ulaşmak için çocukluğunu yaşayıp eğitim görmesi şart.

*Çocukluktan sonra gençlik geliyor. Belli bir süre gücünün zirvesinde bulunuyor insan. Sonra ihtiyarlık başlıyor.

*İnsan hem kuvvetli oluyor, hem zayıf. Hem hükümran oluyor, hem aciz. Hem genç oluyor, hem ihtiyar. Hem mutlu oluyor, hem üzgün.

*Ama gözü hep iyide, güzelde... Hep mutlulukta… Hep ileride…

*İnsanın zekâsıyla, ümitleriyle, sevinçleriyle, beklentileriyle ve ebediyeti yaşama arzusuyla birlikte tamamen yok olup gideceğini düşünen kişi, bu dünyadaki geçici ömründe gerçek mutluluğu yakalayabilir mi hiç?

*Bütün bunlar, insanın kısa bir zaman diliminin sınırları içinde bulunmadığını, bilakis ebedi bir yolculuğun ilk durağında bulunduğunu gösteriyor bize. İnsandaki bütün duygular, düşünceler, hayaller ve ümitler sonsuzluğa işaret ediyor.

*Hangi pencereden bakarsak bakalım, ebediyet gerçeğinin pırıltılarıyla karşılaşırız. Hayatımızın bu dünyadaki aşamaları bile bize bunu gösteriyor. İnsan, çocukluktan başlayarak fiziki yönden gelişme gösteriyor. Gençliğinde kuvvetinin zirvesine çıkıyor. Ancak yaşlılıkta gücü gittikçe azalıyor. Hâlbuki tefekkür dünyası hep gelişerek ömrünün sonunda doruğa ulaşıyor. Çocukluğunda ve gençliğinde ölümden çok korkan insan, yeni ve ebedi bir hayatın eşiğinde bulunduğunu hissetmesinden olacak, ölüme en yakın yaşta bu tür duyguların baskısından nispeten kurtuluyor.

Sevgili Genç Kardeşim!

Her doğum, ölümle sonuçlanıyor.

Gençliğin arkasından yaşlılık geliyor.

İnsanın sahip olduğu güç ve kuvvet, belli bir noktadan sonra yetersiz kalıyor.

Bütün bu durumlar, milyarlarca kez tekrarlanıp duruyor. Ancak ümitler hiç tükenmiyor. Gecenin ardından gündüz geliyor.

Ve inanan gönüller, gecesi olmayan sonsuz gündüze doğru yol aldıklarının farkındalar.

Değerli Gen Kardeşim!

Ve muhakkak söylenmesi gereken bir cümle:

Bir iş yapacağın zaman, Allah’tan gafil olma; Allah’ın emri nasılsa, öyle davran.

Son Olarak Sana Şöyle Seslenmek İstiyorum:

—İnanan bir kalp taşıyorsun, Mü’minsin.

—Allah’ın emir ve yasaklarına gönülden benimsiyorsun.

—İnanırken, herhangi bir baskı altında değilsin.

—Özgür iradenle inanıyorsun.

—Allah’ın bütün emir ve yasaklarını yerinde buluyor, ciddiye alıyorsun.

—İmanın, pratik sonucunun amel olduğunu biliyorsun.

—Başın secdede.

—Secdeye vardıkça Allah’ın rızasına daha çok yakın oluyorsun.

—Onun için hep mutluluk parıldıyor alnında.

—Onun için şikâyete değil, şükre açık kalbin.

—Bu özelliklere sahip olduğun için, ne mutlu sana!

Ve Senin İçin Gıyabında Yaptığım Dualar:

Allah’tan, ebedi yolculuktaki ilk durakta başarılı olmanı diliyorum.

Allah, bu gününü ve bundan sonraki günlerini kendi rızası doğrultusunda geçirmeni nasip etsin.

Allah’tan, sana; hayırlı görevler, hayırlı hizmetler, hayırlı kısmetler, hayırlı rızıklar, hayırlı bir iş, hayırlı bir eş, hayırlı çocuklar, hayırlı mekânlar, hayırlı komşular, hayırlı arkadaşlar, hayırlı uzun bir ömür ve en sonunda iman üzere hayırlı bir ölüm nasip etmesini diliyorum.

Âmin!

 


 
 
16 Ocak 2017 Pazartesi 11:35
Okunma: 2124
 
Yorumlar


Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
 
Yazarın Diğer Yazıları

Yazarlar
< >
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Kurumsal

Okuyuculardan Gelen Haber

Yaşam

Kahta Emlak

Gündem

Teknoloji

Siyaset

Kültür-Sanat

Dünya

Son Dakika

Ekonomi

Spor

Yerel Haberler

Sağlık

Özel Haberler

Medya

Eğitim

Yukarı Çık