Ana Sayfa » Köşe Yazısı » Mehmet Cömert

 
 
Mehmet Cömert

Kaos planı işler mi? / Köşe Yazısı - Mehmet Cömert

Mehmet Cömert

 Tehlikeli gelişmeler

Türkiye planlı bir şekilde istikrarsızlık ve kaos ortamına  doğru sürüklenmek isteniyor. Haziran'da yapılan seçimlerin sonuçları ile beraber başlayan siyasi istikrarsızlık, ekonomiyi de olumsuz etkilemeye başladı.Barış sürecinin bozulmasının ardından  başlayan operasyonlar ve çatışmalar, daha  büyük bir felaketin ayak seslerini andıran bir sürece evrilme işaretleri taşıyor.

Uzun yıllardan beri PKK ile devlet güçleri arasında süren çatışmalar halkı germiş ve yormuş olsa da, müslüman halkımız inancından aldığı güç ile metanetini korumaya, masum insanlara zarar vermemeye özen gösterdi; batı illerine göç etmiş Kürt kardeşleri ile kayda değer bir sorun yaşamadı.

Ancak, bu son günlerde  gelişen bazı olaylar, -zayıf bir ihimal dahi olsa- bir Kürt-Türk kavgası,  buradan da  -Allah korusun- bir iç savaş çıkartma beklentisi içinde olan karanlık odakların  iştahlarını kabartmış görünüyor.

Muhteris bazı siyasilerin sorumsuz beyanları, kendini bilmez çapulcu takımı sarhoşların sergilediği vandallıklar, PKK'nin  aldığı kararlar ve gerçekleştirdiği kanlı eylemler ile birleşince ortalık karanlığa büründü. Bir iç savaş korkusu yaşanıyor.Çatışma bölgelerinden hiç iyi haber gelmiyor.

PKK, iki yılı aşkın  barış sürecinde çok güçlendi. Bir güç zehirlenmesi yaşıyor diyebiliriz.Suriye'deki gelişmelerin PKK'ya ABD desteği sağladığı da artık sır değildir. Kandil, elde ettiği bu destekle  gücünü test etmeyi, ve sonucunda bazı kazanımlar elde etmeyi deniyor.

Aslında bu ülkeyi yönetenler de, PKK' da , halkın inancına dua etsinler. Zaten hem devlet, hem de PKK, İslam'ın halkımızın nezdindeki değerinin farkına varmalarından beri  bazı politikalarında  ona uyumlu bir yol takip etmeye başlamışlardır. Hem kemalist rejim, hem de Marxist-Leninist ideolojiye sahip PKK, İslam'a ve onun şiarlarına olan düşmanlıklarını gizlemek, veya yumuşatmak yolunu seçmek zorunda kalmışlardır. Çatışmaların başladığı seksenli yıllardan günümüze kadar   PKK ve devletin İslam'a karşıki tavırlarında  meydana gelmiş bu değişimler, doğrusu tek başına incelenmeye değer önemli bir konudur.Özellikle Abdullah Öcalan'ın son yıllarda İslam hakkında sarf ettiği ifadeler ve çözüm sürecinde İslamlık ortak paydasına çokça yaptığı atıf ve vurgular dikkat çekicidir.

Bu halk İslam kardeşliğine inanmasaydı, belki bazı ülkelerde meydana gelmiş çok daha  feci olaylar burada da yaşanmış olacaktı. Kürt ile Türk'ü ve diğer unsurları birbirine bağlayan manevi dinamiklerin değeri hakkıyla anlaşılmadığı için zaten bu musibet doğdu ve hâlâ bir çözüme ulaştırılamadı. 'Müminler kardeştir' esası   sözde kalmamış ve devletin uygulamalarında yasal bir şekle bürünmüş olsaydı, PKK neden ve nasıl çıkacaktı; çıksaydı da yaşayacak bir zemin bulacak mıydı? Hayır.

Toplum olarak sağlam  manevi dinamiklere sahibiz. İnancımız gereği bu gibi gergin ortamlarda her duyduğumuza inanma yanlışına düşmemeli, panik oluşturacak söz ve davranışlardan dikkatle kaçınmalı ve  bazı lokal olayların vukunu fazla abartmamamız gerektiği kanaatindeyim.

İnancım odur ki, bazı sorumsuz insanların sorumsuzlukları yangını körüklemiştir. Özellikle devletin güvenlik tedbirlerini almaması nasıl izah edilebilir? Devlet her zaman vatandaşın güvenliğini sağlamakla görevli değil midir? Devletin yeterli tedbirleri almaması aklımıza karanlık senaryoları getirmiyor mu? Zaten   kimi karanlık güçlerin  bazı hesaplar peşinde koştuklarını  unutmamak ve böylesi zamanlarda daha bir dikkatli ve sorumlu hareket etmek gerekir.

Doğudan batı illerine giden otubüslerin taşlanması, mevsimlik işçilerin saldırılara maruz kalması gerçekten rahatsız edicidir. Toplumun kahir  ekseriyeti bu konuda sağduyusunu korusa da, bu tür olayların vuku bulması endişe ve korkuların artmasına neden oluyor.

 Bu son olaylar dolayısıyla dindar kesimlerin, cemaatlerin, kanaat önderlerinin, şiddetin sona erdirilmesi konusunda daha aktif olumlu bir tavır sergilemeleri de beklenirdi. Özellikle HÜDA-PAR camiasının bu süreçte önemli roller alması gerektiğini düşünüyorum. Yanan ateşin  sokağa da sıçramaması, bu mazlum milletin daha çok acı çekmemesi için  gerekli her tür girişimin  başlatılmasını şiddetle arzu ediyoruz.

Ve artık kimi  çevrelerin,  Kürtlere sadece vaaz etmenin tutarsızlığını anlamaları lazım. Şöyle diyor beyefendi: Kürtler, PKK ile aralarına mesafe koysunlar, şöyle yapsınlar, böyle yapmasınlar vs vs.

Bayım, seni bir kaç aylığına  Kürdistan'a alalım da, bir zahmet bunu onlara anlat bakalım; o cahil(!) Kürtleri bir aydınlat(!).  Hadi buyrun, görelim seni.. ! Bağdat ordaysa arşın burada! Masa başı açıklamalarla bu iş kolayca halledilir  mı zannediyorsun?

Demem o ki, bir şey söylerken ezbere konuşanlarımız var. Konunun mahiyetini hiç anlamadan atıp tutanlarımız çok. Bunlar köşe yazarları, etkili yetkili kişiler olduğu gibi, bazen sorumluluk mevkiindeki bir siyasi de olabiliyor maalesef.

Ve olan halka oluyor, memlekete oluyor.. bu sorumsuzluğun faturasını hepimiz çekiyoruz. Faturanın acısını hissetmeyelim diye de hamaset ve içi boş milliyetçilik hapını içiriyorlar bize.

Sorumlular sorumluluğunun bilincinde hareket eder, iyi niyetle meselelere bakarsa çözülemeyecek bir sorun yoktur. Yeter ki işlere, ehliyetli, samimi ve dürüst eller nezaret etsin .

Allah memleketimizi daha büyük belalardan korusun, kardeşçe dostça, insanca yaşama nimetinden bizi mahrum bırakmasın.

 


 
 
11 Eylül 2015 Cuma 00:00
Okunma: 4479
 
Yorumlar


Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
 
Yazarın Diğer Yazıları

Yazarlar
< >
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Kurumsal

Okuyuculardan Gelen Haber

    Yaşam

    Gündem

    Teknoloji

    Siyaset

    Kültür-Sanat

    Dünya

    Son Dakika

    Ekonomi

    Yerel Haberler

    Spor

    Sağlık

    Özel Haberler

    Medya

    Eğitim

    Yukarı Çık