Ana Sayfa » Köşe Yazısı » Mustafa Kayahan

 
 
Mustafa Kayahan

Kürt Melik Eşref’in Kâhta’yı Selçuklu İşgalinden Kurtarması / Köşe Yazısı - Mustafa Kayahan

Mustafa Kayahan

 1220’li yılların başında Moğol istilası Acem ülkesini aşıp Irak ve Anadolu’yu kasıp kavurmaya başlamıştır. Tarihin bu büyük belasından kaçan Harezmşah Devletinin son sultanı Celalettin Mahmut Harezmşah da hâkimi olduğu toprakları terk edip Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Irak bölgelerinde kapağı atacak yer aramaktadır. Söz konusu bölge ise Kürt Sultan Selahattin Eyyubi’nin yeğeni Melik Eşref’in denetimindedir. Bölgede yer edinmek için önce Kürt Eşref’in gücünü kırmak gerekir ki bunun en kestirme yolu kirli ittifaklardan geçmektedir.

Celalettin Harezmşah ilk ittifak hamlesini yapar; Şam Sultanı’nı,  Amid (Diyarbakır)  ve Hasankeyf hâkimi ile Anadolu Selçuklu Sultanı’nı yanına çeker. İttifak geniş gibi görünse de Kürt melik Eşref daha güçlü ve istikrarlıdır. Ondan toprak almak zor ve risklidir. Buna rağmen şer ittifakı yer yer saldırı hamlelerinde bulunur, ama başarılı olamaz.

Zaman ve çatışmalar ilerledikçe Eşref de zora düşer ve ittifak arayışına girer. Önce Şam maliki olan kardeşi Muazzam Musa’yı karşı ittifaktan koparıp yanına çeker. Bu arada Azrail de imdadına yetişir; söz konusu ittifakın içinde bulunan Anadolu Selçuklu Sultanı Keykavus ölür. Yerine, uzun seneler abisinin esareti altında yaşayan Alâeddin Keykubat geçer. Keykubat’ın ilk icraatı abisinin ittifakından ayrılıp Melik Eşref’le barış yapmak olur. Ne var ki Keyhusrev ölmeden kısa süre önce Melik Eşref’in egemenliği altında bulunan Hasankeyf, Hısnımansur (Adıyaman) ve Kâhta bölgesindeki birçok yeri yağmalayıp ele geçirmiştir. Söz konusu bölgeler Kürt Melik Eşref’in egemenliği altında olup emir Mahmut tarafından yönetilmektedir.

Emir Mahmut, Selahattin Eyyubi’nin bu bölgeyi yani Amid (Diarbakır) ve Hasankeyf’i ikta ettiği (kullanım hakkını verdiği) Muhammet Kara Aslan oğlunun küçük oğludur. Babaları öldükten sonra bu bölgenin emirliği Abisi Kutbettin Sökmen’e geçmiş. Sökmen emir olur olamaz kardeşi Mahmut’tu kendisine bağlı toprakların uç noktasındaki Hısnımasur’a, oradan ayrılmamak şartıyla sürgün etmiştir. Uzun süre devam eden sürgün hayatından sonra ağabey Keyhusrev ölür ve emirlik Mahmut’a kalır.

Mahmut emir olduktan hemen sonra Eşref’e elçiler göndererek şer ittifakından ayrıldığını ve kendisine bağlılık arz ettiğini bildirir.  Ancak bu arada Selçuklu sulatanın işgal ettiği yerlerin geri alınması için de askeri yardım ister. Melik Eşeref de durumdan hoşnut kalıp daha yeni barış yaptığı Selçuklu sultanı Keykubat’a bir elçi göndererek, “Amid hâkimi tarafımıza geçmiş olduğundan ondan aldığın yerleri geri ver” der. Ele geçirdiği birkaç korumasız yer dolaysıyla burnu havada olan Keykubat elçiye, “Ben Eşrif’in naibi miyim ki (vekil) bana emir verecek, beni yaptıklarımdan alıkoyacak?” der.

Bu mesaj üzerine Eşref Yukarı Mezopotamya bölgesinde hazır bekleyen ordusunu, Keykubat’a bir ders vermek üzere harekete geçirir. Bundan sonrasını İbnul Esir şöyle aktarır:

Bunun üzerine el-Eşref’in askerleri Amid emirinin yanına varmış, o da bölgede savaşa yarayabilecek bütün kerleri toplayıp o sıralarda son drece müstahkem ve alınması zor bir kale olan Kâhta’yı kuşatmakta bulunan Anadolu Selçuklu Hükümdarının askerlerinin üzerine yürümüştü. Burayı ele geçirdikten sonra emirlerinin yanına geri dönmüşlerdi” 

Böylece Kâhta, Anadolu Selçuklu Türklerinin eline geçmekten bir kez daha kurtularak varlığını, Kürt Eyyubi hanedanına bağlı olarak, bir süre daha devam ettirecektir. 


 
 
12 Şubat 2016 Cuma 12:55
Okunma: 8638
 
Yorumlar


Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
 
Yazarın Diğer Yazıları

Yazarlar
< >
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Kurumsal

Okuyuculardan Gelen Haber

Yaşam

Kahta Emlak

Gündem

Teknoloji

Siyaset

Kültür-Sanat

Dünya

Son Dakika

Ekonomi

Spor

Yerel Haberler

Sağlık

Özel Haberler

Medya

Eğitim

Yukarı Çık