Ana Sayfa » Köşe Yazısı » Remzi Çakın

 
 
Remzi Çakın

Kürt Siyasi Hareketin Geçmişini Sorgulamak / Köşe Yazısı - Remzi Çakın

Remzi Çakın

 Son bir yıldır gündemi işgal eden en tartışmalı konuların başında Başkan Tayyip, AKP ve Serok Apo, PKK gelmekte. Türk siyasi parti, yazar ve aydınları için AKP ve Erdoğan’ın bu kadar büyümesi, pervasızca hareket etmesi çok tehlikeli bir durum arz ediyor.

Bu durum böyle devam ederse Türkiye iç savaşa doğru gidecek, Suriye, Irak ve Libya’nın durumuna düşecektir. Çare ise topyekûn bir muhalefetin örgütlenip Tayyip Erdoğan ve AKP’sini iktidardan almasıdır.

Çünkü mevcut ana muhalefet ve diğer muhalefet partileri bunu mecliste yapacak güce sahip değildirler. Bu artık zorunlu bir milli görev haline gelmiştir. Müdahale edilmezse Ülke iç savaşa doğru sürükleniyor ve parçalanacak.

İç dış siyaset tıkanmış, halk kutuplara ayrılmış, din ve bayrak kalkan yapılmış, medya susturulmuş, ikinci derin güvenlik oluşturulmuş, ekonomik bağımlılık dizayn edilmiş, mahalle baskısı oluşturulmuş, şeriatın temelleri döşenmeye başlanılmıştır.

Kürt mahallesinde de durum benzerlikte ve aynı tartışmalar devam etmektedir. Apo’nun PKK’si de Kürt siyasetini rehin almış durumda. Gelinen mevcut durumda ciddi bir silahlı gücü, hatırı sayılır ekonomik güç, kitlelere yön verecek medya gücü, söz dinletecek kadar uluslararası destek, parlamentoya gönderecek yüzlerce vekil için halk oyu, aydını şekillendirecek kadar baskı gücü, aykırı sesi yok edip susturacak kadar infaz gücü yaratılmıştır.

Ancak var olan mevcut gidişattan rahatsız olan Kürt aydını, yazarı ve siyasi partileri haklı olarak Apo ve PKK yı eleştirmektedirler.

Ne ilginç benzerlik ki, iki tarafın muhalefet olarak sıraladıkları eleştiriler aynı. Tapınma derecesine gelmiş iki lider, liderlerinin sözünü ayet kabul eden iki parti..!

Peki şu soruyu iki tarafın haklı muhalefeti kendisine sormamalı mıdır?

Bizim bu mevcutların bu hale gelmesinde hiç mi payımız olmadı?

 Ben Kürt tarafı içinde yer alan bir aydın olarak, şu gerçeğin altını çizerek diyorum ki, ben ve hepimiz bu değirmene öyle ya da böyle su taşıdık. Ancak artık yanlış dönen bu değirmeni durduracak gücümüz yok. Bu değirmen sahipleri çok akıllıca bizi gerektiği gibi yanlarına almayı başardı ve işi bitince de kenara koymasını becerdi. Buna karşı bahane yaratıp sığınmamıza gerek yok. Doğal olarak Kürt siyasetinde iktidarda olan PKK ve lideri Serok Apo’ya Kürt siyasal muhalefeti yapan siyasi yapılar ve aydınlar mevcut durumda bir değişim yaratacak güçte ve öngörüde değiller.

Dış koşullar dışsal bir fayda sağlar mı, evet sağlayabilir diyorum. Mevcut durumu kabullenme ve kendini eleştirme Türk aydın ve partileri için de geçerlidir. Bugün Erdoğan ve AKP’sinin bu güce ulaşmasında herkesin bir şekilde payı vardır. Serzenişten başka yapabilecekleri çok şeyleri de yoktur. Su akacak ve çatlağını bulacaktır. Oyun kurucular biliyor, kime ne rol verdiklerini. Herkes yeni rolünü oynayacaktır.

Örnek olarak, Kürtler için geçmişten yaşadığımız bir durumu aktararak bitireceğim.

Bilenler düşünsün, bilmeyenler için de bilgi olsun. Kürtler Halkın Emek Partisi ile legal siyaset arenasına çıktı. HEP kuruluşunda fazlaca çabası olmayan PKK, sonradan partiye egemen oldu ve diğer Kürt çevreleri partiden attı. Parti dışında kalan Kürt aydın ve çevreleri bu yeni durum karşısında bir arayışa girdiler ve yeni bir oluşum başlattılar.

PKK’nın dışında kalan ve şu an siyaset sahnesinde olan Kürt Partilerinin hepsi vardı. Uzun süren bir çalışmadan sonra ortak bir parti kurma kararı alındı. Partileşmenin son toplantısı Ankara’da alınmıştı. Toplantı devam ederken, bir telefon geldi rahmetli Şerafettin Elçi’ye. Gelen telefon, kapatılma aşamasına gelen ve PKK nın hakim olduğu HEP’den gelmişti. Teklif, görüşelim, kurulacak yeni partide bizde olmak istiyoruz. Gelen teklif tartışıldı ve görüşmek için randevu verildi.

Milletvekili ağırlıklı bir heyet geldi toplantıya. Kısaca, “HEP kapanıyor, sizin bir çalışmanız var, bizim de mevcut bir gücümüz var, Milletvekillikten doğan ekonomik bir parasal kaynak var, gelin bu güçleri birleştirip daha kapsamlı bir Kürt partisi kuralım.” Sonuç olarak partileşme aşamasına getirdiğimiz çalışmayı ortak kuracağımız çalışma ile birleşme kararı aldık.

Çalışmalar birleştirildi, kısa bir sürede parti tüzük ve programı hazırlanarak, Demokrasi Partisi adı ile bir parti kurma kararı kamuoyuna açıklandı. Kuruluş dilekçesi henüz İçişleri Bakanlığı’na verilmeden, parti ilk darbesini aldı. Ortak başkan adayı olarak kararlaştırılan rahmetli Elçi son anda bypas edildi.

Kurucular kurulunda adı dahi o ana kadar geçmeyen rahmetli Yaşar Kaya ismi okunmaya başlandı. Sayın Elçi “başkanlığımı tartıştırtmam” diyerek ayrıldığını açıkladı. Elçi ile birlikte KDPT, KDP ve bir çok bağımsız kişi de ayrıldı.

Kalan mevcut çevre ve bağımsız bireylerle DEP kuruldu.

Kurucu başkanlığına da Yaşar Kaya getirildi. Parti kurumsallaşmadan ikinci darbesini aldı. Bugün PAK, HAKPAR, RIZGARİ, KAWA adı ile siyaset yapan siyasi çevreler ayrıldı. DEP gene PKK ye kaldı. Bugünün var olan partileri o gün yolumuza devam etseydik, kitleselleşmiş ortak bir partimiz olacaktı. Bugün kitlesiz onlarca partimiz var.


 
 
16 Haziran 2016 Perşembe 00:38
Okunma: 5314
 
Yorumlar


rézdar18 Haziran 2016 Cumartesi 12:00
Bu adam nediyor acaba???? Kawacılığın tarihe karıştığından haberi yok galiba!!
 
Yazarın Diğer Yazıları

Yazarlar
< >
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Kurumsal

Okuyuculardan Gelen Haber

    Yaşam

    Gündem

    Teknoloji

    Siyaset

    Kültür-Sanat

    Dünya

    Son Dakika

    Ekonomi

    Yerel Haberler

    Spor

    Sağlık

    Özel Haberler

    Medya

    Eğitim

    Yukarı Çık