Ana Sayfa » Köşe Yazısı » Süheyla Şengül

 
 
Süheyla Şengül

Kutsal Topraklarda Barış Diledik / Köşe Yazısı - Süheyla Şengül

Süheyla Şengül

 Bir yerde gördüm; Dostluğun, kardeşliğin, barışın, huzurun olduğu…

Elindeki ekmeği, cebindeki parayı paylaştığın, insanların birbirini incitmemek için adeta yarıştığı, hoşgörünün sınırsız olduğu bir yer...

            Dilin, ırkın, rengin önemsiz olduğu sadece Allah yarattığı için, insanların birbirini sevdiği ve bizi yaratan Rabbimize en çok yakın olduğumuzu hissettiğimiz bir yer…

 

            Kalplerin Allah aşkıyla yandığı, gözlerden sicim sicim yaş aktığı, herkesin kalp dilinin aynı konuştuğu Allah’ın sevgisini, rızasını kazanmak için aynı duayı yaptığı bir yer…

       

            Manevi havasının insanı başka bir aleme götürdüğü, insanın kendini tanıdığı ve bu dünyaya neden geldiğini öğrendiği yer; İşte bu yer, kutsalımız, mukaddesatımız, kıblegahımız KABE...

       

            Binlerce insanın aynı anda "Lebbeyk Allahümme Lebbeyk" (Emrine Amadeyim Allah’ım) dediği yer.

 

            Keşke hepimiz dünyaya geliş amacımızın ne olduğunu anlamaya çalışsak. O zaman bu savaşlar, bu anlaşmazlıklar, hoşgörüsüzlüğümüz, kırılganlıklarımız, yeryüzündeki bu açlık, susuzluk ve zalimliklerimiz kalır mıydı?

           

            Hepimiz sevgili peygamberimizi (sav) anlasak, onun sünneti seniyyelerine uysak, bu kanlar ve gözyaşları dökülür müydü?

 

            Aramızda kilometreler olsa da  inanın bu yer çok uzakta değil aslında. Evet, belki hepimizin orada yaşaması mümkün olmayabilir ama oradaki manevi havayı bulunduğumuz yerde de içimizde yaşatabiliriz.

 

            Soluk aldıkları her an Allah’ı ve peygamberi anan,  malını-canını ortaya koyan, türlü zorluklara katlanan sahabelerin bizlere medeniyet getiren İslam dinini yaymak için çektikleri sıkıntıları anlamalı, bize bırakılan bu dini hakkıyla yaşamaya çalışmalıyız.

    

            Rabbimizin bize sunduğu bu kutsal dini hakkıyla yaşayabilsek, kimin kime nasıl bir zararı olabilir ki? Aksine huzur ve medeniyet kendiliğinden gelir.

 

            Zannetmeyelim ki medeniyet, makinelerin, taş binaların çoğalmasıyla başladı. Aslında medeniyet, efendimizin İslamiyet'i yaymasıyla Medine’de başladı. İslam dininin getirdiği medeniyet insan haklarına saygının, dostluğun, kardeşliğin, barış ve hoşgörünün temelini atmıştır. Şu anda medeniyiz deyip çocukları öldüren, kan döken, insanların haklarını gasp eden ülkelerin, medeniyetle uzaktan yakından ilgilerinin olmadığını görüyoruz.

      

            Umre yaparken Kabe’de insanların dualarına şahit oldum. Dünyanın dört bir yanında kan, göz  yaşı ve zulüm varken kimse kendisi için özel bir şey istemiyordu.

            Eller Yaratana açılmış, gözler yaşlı kalpler kabına sığmıyordu. Canı gönülden yalvarıyordu insanlar; "Allah’ım savaşlar bitsin, çocuklar ölmesin, kadınlar dul, çocuklar yetim, insanlar sakat kalmasın. İsraf dursun, açlık bitsin, herkes paylaşmayı öğrensin, kaybettiğimiz vicdanımız, merhametimiz, kalbimizde yeniden filizlensin. İçimizde ölmüş olan sevgi, saygı, sabır, hoşgörü, bir insanda olması gereken en güzel meziyetler tekrar dirilsin. Dirilsin ki hepimizin kaybettiği medeniyeti tekrar bulalım" diyorlardı.

            Kutsal topraklarda barış diledik Rabbimizden. Coğrafyamızda huzur istedik. Müslümanların birlik ve beraberliğini ve zalimlere karşı muvaffakiyetler istedik.


 
 
5 Şubat 2016 Cuma 13:08
Okunma: 3146
 
Yorumlar


Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
 
Yazarın Diğer Yazıları

Yazarlar
< >
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Kurumsal

Okuyuculardan Gelen Haber

Yaşam

Kahta Emlak

Gündem

Teknoloji

Siyaset

Kültür-Sanat

Dünya

Son Dakika

Ekonomi

Spor

Yerel Haberler

Sağlık

Özel Haberler

Medya

Eğitim

Yukarı Çık