Ana Sayfa » Köşe Yazısı » Mehmet Cömert

 
 
Mehmet Cömert

Terör bir 'sonuç'tur / Köşe Yazısı - Mehmet Cömert

Mehmet Cömert

 Terör saldırıları bir kez daha gündeme oturdu. Ankara ve İstanbul'da patlayan canlı bombalar iç gündemi sarsmaya devam ederken,   peşinden Bürüksel'de meydana gelen patlamalar geldi. Avrupa'nın kalbine yönelen bu saldırılar bütün bir Avrupa'yı ve hatta Amerika'yı ürküttü. Beklendiği üzere saldırıyı DEAŞ üslendi. Sivillere yönelik  saldırılar kim tarafından yapılırsa yapılsın kabul edilemez. Hiç bir gerekçe masum sivillerin hedef alınmasını meşru kılamaz. İslam'ın nazarında, masum bir cana kıymak, bütün  insanları öldürmek gibi büyük bir günahtır. Sivillerin hedef alınması bir mücadele tarzı veya cihad değil; olsa olsa psikolojik bir hastalık, bir cinnet ve intihar halidir.

 

Genel olarak şiddet ve terör eylemlerini  'kim yaptı' diye sormak ve bunun peşine düşmekten ziyade, 'neden yaptı' sorusunun cevabına yoğunlaşmak daha önemlidir. Elbette ki suçlunun bulunması ve hak ettiği  cezaya çarptırılması hukukun yaşamasıısından önemlidir. Suçlu bulunmalı, toplumun vicdanını rahatlatan caydırıcı bir cezaya da çarptırılmalıdır. Faillerin bulunamaması, yahut  bilinçli olarak saklanması kamu vicdanında derin yaralar açar ve adalete olan güveni de sarsar. Bu baptan  devlet adına işlenen siyasi cinayetler karanlıkta kalmamalı; olayların üzerindeki perde aralanmalı ve failler adaletin hükmünce cezalandırılmalıdır. Devlet terörünün karşı terörü var eden en önemli etken olduğu hakikati de kabul edilmelidir.

 Yönetimlerin, terörü besleyen kaynaklardan sadece   ekonomik ve askeri olanlarına takılışiddeti besleyen tarihi arka pılanı, sosyal adaletsizlik, dengesiz gelir dağılımı, işsizlik,  ayrımcılık ve ahlâki yozlaşmayı görmezden gelmesi asıl büyük faciadır. Sivrisinek üreten bataklık kurutulmadan  acılar bitmeyecek, insanlık rahat yüzü görmeyecektir.Teröre karşı başarılı olmanın  yolu, onu var eden ortama karşı mücadele etmekten geçer ancak.

 

Türkiye uzun yıllardan beri terör ve şiddet olaylarıyla uğraşıp duruyor. Son yıllarda Ak Parti hükümetinin  Kürt sorununun çözümü sadedinde attığı cesur adımlar umut verici boyuta ulaşmışken, birden tekrar başa dönüldü.Barış sürecinin anlaşılmaz bir şekilde sona ermesi, altı aydan beri devam eden ve hâlâ bitmemiş olan şehir savaşları, halkı derin endişelere sevk etmiştir. Özellikle son dönemlerde büyük kentlerde sivillere karşı başlatılan saldırılar,  siyasi bir hesaplaşmanın, hükümeti düşürme , hatta askeri  bir darbenin ön hazırlığı olarak görülüyor. Dolayısıyla hasseten sivillere yönelen bu saldırıları bir örgütten ziyade, iktidara karşı derin ve geniş bir cephenin ortak eylemi olarak  görmek yanlış olmaz.

Şayet bu saldırılar  iktidara ve Erdoğan'a karşı bir plan değilse, PKK'nin   savaşa dönüş kararı nasıl izah edilebilir? Suriye'de elde edilen kazanımlar ve barış sürecinden istifade ile şehirlerde güç kazanan  örgüt, hayatının kumarını oynadı ve  kaybetti. Şehir savaşları halkımızı perişan etti. Sur ,Cizre, Nusaybin ve diğer yerlerde evlerini terk edip  göçen insan sayısı 355.000 olarak ifade  ediliyor. Daha önce devletin uyguladığı göç ettirme  planını bu kez PKK uyguluyor. PKK, Suriye ve Irak'ta  DEAŞ'a karşı ABD'nin askeri olmaya umut bağlayarak  savaşı başlattı. Ancak bu hesabın tutması öyle kolay görünmüyor. Evdeki hesap  her zaman çarşıdakine uymaz. PKK  başlattığı şehir savaşıyla önce Kürt halkının desteğini, büyük şehirlerde sivillere  yönelik terör  saldırılarıyla da seçimde aldığı genel halk desteğini hızla kaybediyor.

 Hükümeti ve Erdoğan'ışürme bir komplo teorisi değildir.  PKK'nin ağır toplarından Cemil Bayık'ın dediklerine bakınca bunun bir gerçek olduğu anlaşılıyor. Bayık şöyle diyor: ' Bizim amacımız AKP'yi devirmektir. Erdoğan ve AKP devrilmedikçe  Türkiye asla demokratik bir ülke olamaz.'

Bayık'ın bu açıklaması çok şey ifade ediyor.Şahsen bu açıklamadan, PKK'nin bitişini ve geleceği hiç göremediğini   anlıyorum ben. Kendilerine  olan güveni kaybedenler,  başkalarının amelesi olmaya razı olur ve bununla uğradıkları yenilginin acısını saklamaya çalışırlar. Ak Parti'nin, Kürt sorununun çözümünde diğerlerinden ne kadar farklı olduğunu dünya alem biliyor da, Cemil Bayık neden bilmiyor acaba?  

 

Cemil Bayık'ın açıklamasından sonra  bir de  Irak Kürdistan Yönetimi Başkanı Mesut Barzani'nin yaptığııklamayı okuyalım: ' Ben bir kaç kez Erdoğan'la görüştüm. O diğer Türk liderlerden daha iyi Kürt meselesini anlıyor. Ondan duyduklarımı başka hiç kimseden duymadım.' diyor Barzani.

Sizce de ünlü Kürt lider Barzani'nin dedikleri hakikat değil mi? Erdoğan dışındaki  Türk liderler 'Kürt' sözcüğünü bile telaffuz etmekten çekiniyorlar. Peki AKP' yi devirecek olan Cemil Bayık, kiminle, hangi cesur liderle bu sorunu çözecek acaba? Dahası  bu halkın % 50'sinden fazlasının desteğini alan bir partiyi Bayık nasıl devirecek ? Kürdistan'ın şehirlerini harabeye çevirip fakir halkı göç ettirerek mi?

 

Diğer yandan  Bürüksel'de patlayan bombalar bütün bir Avrupa'da ,hatta Amerika'da savaş hazırlığı seviyesinde güvenlik önlemlerinin alınmasına yol açtı. Bürüksel Havaalanı ve metroda patlayan canlı bombalar dehşet  anları yaşattı. Hayat tam anlamıyla felç oldu. Onlarca kişi hayatını kaybetti; kimisi ağır  yüzden fazla yaralı var.

Olayları taahlil  ederken sebep sonuç ilkesini unutmamak lazım. Bu ilahî kural Kur'an'ın tabiriyle 'değişmez'dir. Bu ilkeye göre her kes ektiğini biçer. Allah kimseye zulüm yapmaz. Batı dünyası yüzyıldan beri cinayet,vahşet ve katliamlar  işliyor.İslam alemini 'yok' sayarak kendisini dünyanın yegane efendisi, geri kalanları ise kendisinin kulu, kölesi olarak görüyor.

'Ne ekersen onu biçersin' kuralına göre, Afganistan ve Irak'ı kim işgal ettiyse, Bürüksel'deki saldırıların  faili odur. Arap baharı süreciyle bölgedeki kokuşmuş diktatör rejimlere karşı ortaya çıkan başkaldırı sürecini kimler akamete uğratıysa, bu patlamaların müsebbibi onlardır. Suriye'de barışı sağlama gücüne sahip olduğu halde savaşın sürmesini kimler körüklediyse, masum sivilleri hedef alan bu kanlı saldırıların katilleri onlardır. Irak'ta, Suriye'de on binlerce sivil insanı vahşi bombalarla katleden barbarlar, ektiklerini biçiyorlar ancak.

Hasılı, batılı saldırgan güçlere ve zorba müstekbirlere diyoruz ki;  sizin işgalci necis ayaklarınız bu topraklara bastıktan sonra bu olaylar başladı.Uğursuz ellerinizi  yakamızdan çekin ki, bütün  dünya rahat etsin.Doğuyu ve batıyı kapsayan bu şiddet, sizin ektiğiniz  o habis tohumların acı bir meyvesi, işlediğiniz ahlaksızlığın ilâhi bir cezasıdır.Terör, bu dünyada işlediğiniz kötü fiillerinizin cezasıdır. Ahiret'te ise azgın bir ateş sizi bekliyor. Döktüğünüz milyonlarca masumun kanı ateş olup yakacak sizi.

 

Zalimler için yaşasın cehennem.

 

 


 
 
25 Mart 2016 Cuma 23:04
Okunma: 2857
 
Yorumlar


Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
 
Yazarın Diğer Yazıları

Yazarlar
< >
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Kurumsal

Okuyuculardan Gelen Haber

Yaşam

Kahta Emlak

Gündem

Teknoloji

Siyaset

Kültür-Sanat

Dünya

Son Dakika

Ekonomi

Spor

Yerel Haberler

Sağlık

Özel Haberler

Medya

Eğitim

Yukarı Çık