Ana Sayfa » Köşe Yazısı » Ali Bozkurt

 
 
Ali Bozkurt

Kur’an’da Haram Kılınan Şeyler / Köşe Yazısı - Ali Bozkurt

Ali Bozkurt

 

İlahi emirlere aykırı davranışlara günah denir. Kur’an’da yapılması açıkça emredilen şeyleri yapmamak ve yapılmaması açıkça yasaklanan şeyleri yapmak günahtır. İsmet, haram ve kötülüklerden sakınarak namuslu, iffetli, ahlaklı ve günahsız olmak demektir. Peygamberler hakkında vacip olan ismet (günah işlememe) sıfatı, mü’minler için farzdır.

"... O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helâl, kötü ve pis şeyleri haram kılar. ..." (7.Araf-157)

Allah’ın helal kıldığı şeyler iyi ve temiz, haram kıldığı şeyler ise kötü ve pistir.

Mü’minler, günah işlemekten sakınmalıdırlar. Günah işlemekten sakınmak, farz olan bir sorumluluktur. Bunun böyle olduğunu şu ayetten öğreniyoruz:

"Günahın açığını da bırakın, gizlisini de. Çünkü günah kazananlar yaptıkları karşılığında cezalandırılacaklardır." (6.En'am-120)

Din bilginleri, insanları haram olan şeylerden sakındırmak zorundadırlar Cenabı  Hak,  bu konuda şöyle buyurmaktadır:

"Bunları, din adamları ve bilginler günah söz söylemekten ve haram yemekten sakındırsalardı ya! Yapmakta oldukları şey ne kötüdür!" (5.Maide-63) Bu ayet, her ne kadar Yahudilerden bahsetmekte ise de hükmü geneldir.

Helal ve haram olan şeyleri ancak vahiy eseri olan bilgilerle öğreniriz. Neyin helal ve neyin haram olduğuna kendimiz karar veremeyiz. Allah’ın bu konudaki uyarısı şöyledir:

"Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah’a karşı yalan uydurmak için, “Şu helâldir”, “Şu haramdır” demeyin. Şüphesiz, Allah’a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa eremezler." (16.Nahl-116)

Züht ve takva niyetiyle Allah’ın bize helal kıldığı nimetleri, kendimiz için haram saymamız da doğru değildir:

"Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı iyi ve temiz nimetleri (kendinize) haram etmeyin ve (Allah’ın koyduğu) sınırları aşmayın. Çünkü Allah, haddi aşanları sevmez." (5.Maide-87)

Kimse Allah’ın huzurunda dine uygun olmayan yanlış bir kaderci anlayışla kendisini savunup sorumluluktan kurtulamaz. Şu iki ayet bunu net olarak ifade etmektedir:

1-"Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi, biz de ortak koşmazdık, babalarımız da. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) böyle yalanlamışlardı da sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: “Sizin (iddialarınızı ispat edecek) bir bilginiz var mı ki onu bize gösteresiniz? Siz ancak kuruntuya uyuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.” (6.En'am-148)

2-"Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir." (16-Nahl-35)

Bu iki ayet, hiç kimsenin kader anlayışını saptırarak kendisin kurtaramayacağını net olarak ifade etmektedir. Sorunlu olmamızın üç sebebi vardır:

1-Akıl sahibi olmak.

2-Özgür irade sahibi olmak.

3-Dini tebliğe nail olmak.

Allah, süsü ve temiz rızıkları değil,  açık ve gizli kötülükleri haram kıldığını bildirmektedir:

"De ki: Allah'ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı? De ki: Onlar, dünya hayatında, özellikle kıyamet gününde müminlerindir. İşte bilen bir topluluk için âyetleri böyle açıklıyoruz. De ki: Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi, Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır." (7.A'raf-32.33.)

Bu kısa girişten sonra Allah’ın, mü’min kulları için neleri yasak ve haram kıldığını başlıklar halinde incelemeye çalışalım.

Kur’an’da Mü’minler İçin Konan Yasak ve Haramlar:

1.Şirk Koşmak:

Şirk yani Allah’a ortak koşmak, Kur’an-ı Kerim’de kesin bir dille yasaklanmıştır:

"(Ey Muhammed!) De ki: “Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. …” (6.En'am-151) Şirk, en büyük haram ve insanı küfre götüren bir sapıklıktır.

"Onlar, Allah ile beraber başka bir ilâha kulluk etmeyen, haksız yere, Allah’ın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar." (25.Furkan-68)

"... Artık putlara tapma pisliğinden kaçının," (22.Hac--30)

Şirk, bir çeşit küfürdür.

2.Haksız Yere Cana kıymak:

“… Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça, Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin. ...” (6.En'am-151)

Meşru hak, kişinin kendi kararıyla değil, mahkeme kararıyla belirlenir.

"Haklı bir sebep olmadıkça, Allah’ın, öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. ..." (17.İsra-33)

Haksız yere cana kıymak, büyük bir günahtır.

3.İntihar Etmek:

"... Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah, sizi esirgeyecektir." (4.Nisa-29)

Kişinin başkasını öldürmesi nasıl yasak ve günah ise, kedisini öldürmesi de yasak ve günahtır.

4.Yoksulluk Korkusuyla Çocuklarını Öldürmek:

“… Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. …” (6.En'am-151)

Cahiliye döneminde, kız çocukları fakirlik korkusuyla öldürülmüşlerdir. Bu çirkin adet kesinlikle yasaklanmıştır. Ancak ayetin emir kapsamından sadece bunu anlamamız yeterli olmaz. Hamile kadınların, sağlık açısından bir mecburiyet olmadan, karınlarındaki bebekleri kürtaj yoluyla parçalatıp almaları de yasaktır.

"Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da, sizi de biz rızıklandırırız. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır." (17.İsra-31)

Çocukların hayatlarını korumak son derece önemlidir. Gerek doğmuş olsun, gerek anne karnında bulunsun, bütün çocukların yaşama hakları kutsaldır.

5.Zina Etmek:

"Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur." (17.İsra-32)

Zina yapmak büyük bir günahtır. Zinadan uzak durmak için, zinaya götüren sebeplerden de uzak durmak icap eder. Zina, insan onuruyla bağdaşmayan çirkin bir iştir.

"… (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın. ...” (6.En'am-151)

Açıktan yapılması, insanı utandıran zina ve benzeri aşırılıkların, gizlice yapılması da çirkindir.

6.Livata Yapmak:

"Lût'u da (peygamber gönderdik). Kavmine dedi ki: "Sizden önceki milletlerden hiçbirinin yapmadığı fuhuşu mu yapıyorsunuz? Çünkü siz, şehveti tatmin için kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere yanaşıyorsunuz. Doğrusu siz taşkın bir milletsiniz." (7.Araf-80.81.)

İlk olarak yaygın halde Lût kavminde görülen ve erkeklerin erkeklerle ilişki kurması anlamına gelen Livata, yasak ve son derece çirkin bir iştir.

7.Allah’ın Evlenilmesini Haram Kıldığı Kimselerle evlenmek:

Allah, bu ayette evlenilmesi haram olan akraba kadınları saymaktadır:

"Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren sütanneleriniz, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız, -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur- öz oğullarınızın karıları, iki kız kardeşi (nikâh altında) bir araya getirmeniz. Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir." (4.Nisa-23)

Ayette sayılan akraba kadınlarla evlenmek dinen yasak ve haramdır.

8.Muayyen Günlerinde Kadınlara Yaklaşmak:

"Sana kadınların ay hâlini sorarlar. De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır). Ay hâlinde kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. ..." (2.Bakara-222)

Muayyen günlerinde yani adet halleri devam ederken kadınlara yaklaşmak yasak ve günahtır.

9.Faiz Yemek:

Aşağıdaki ayetler faizin yasak ve haram olduğunu bildirmektedir:

"Riba (faiz) yiyenler, kabirlerinden ancak şeytan çarpmasından hırpalanmış bir kimse gibi kalkarlar. ..." (2.Bakara-275)

"Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz, faizden geriye kalanı bırakın." (2.Bakara-278)

"Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz." (3.Al-i İmran-130)

Faizin dinimizce kesin olarak yasak ve haram kılındığı, başka bir izaha gerek kalmadan bu ayetlerden net olarak anlaşılmaktadır.

10.Haksız Yere Yetim Malı Yemek:

"Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir." (4.Nisa-10)

"Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir günahtır." (4.Nisa-2)

Kim olursa olsun haksız yere birinin malını yemek haram ve günah olmakla birlikte, yetim haklarına özel olarak dikkat çekilmiştir. Yetimler, henüz kendi mallarını koruyacak durumda olmadıkları için, onların malları velilerine emanettir. Yetimlerin mallarını koruma hususunda son derece dikkatli olunmalıdır.

11.Yetime Kötü Davranmak:

"Öyleyse sakın yetime kötü muamele etme." (93.Duha-9)

Allah, bu ayette Hz. Muhammed (s.a.v.)’e yaptığı bu özel hitaptaki genel anlam ile bütün mü’minlerin kıyamete kadar yetimlere kötü davranmamalarını emretmiştir.

12.İçki İçmek:

"Ey İnananlar! İçki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir, bunlardan kaçının ki saadete eresiniz." (5.Maide-90)

İbn Abbas şöyle der: “Hamr, yani şarap sarhoşluk veren her türlü içki demektir.” (Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, C:2, S:141)

Sarhoş edici içkileri içmek, yasak ve günahtır.

İçkinin, aklı giderip sarhoş etme özelliği nedeniyle son derece zararlı olduğu bilinmektedir.

13.Kumar Oynamak:

Maide suresi 90. ayette bildirildiği gibi, kumar da şeytan işi bir pisliktir, yani yasak ve haramdır.

"Şeytan içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?" (5.Maide-91)

Kumar, kişinin malını bitirip yuvasını yıkana kadar devam etme niteliği olan kötü bir alışkanlık haline dönüştüğünden son derece zararlıdır.

Şeytanın içki ve kumar ile düzenimizi bozup aramıza düşmanlık sokmasına fırsat vermemek gerekir.

14.Namuslu Kadınlara Zina İsnadında Bulunmak:

"Namuslu kadınlara zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun. Artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. İşte bunlar fâsık kimselerdir." (24.Nur-4)

İffetli kadınlara zina isnadında bulunmak büyük bir vebal ve günahtır. Böyle bir iddiada bulunup dört şahit getiremeyenin hem seksen değnek vurularak cezalandırılmaları, hem de artık şahitliklerinin kabul edilmemesi emredilmektedir.

15.İftira Etmek:

"Mümin erkeklere ve mümin kadınlara, yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler, şüphesiz bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir." (33.Ahzab-58)

Mü’min bir kadına veya mü’min bir erkeğe yapmadıkları bir şeyi izafe eden kişi, iftira etmek suretiyle onlara eziyet etmiş olur. Bunu yapmak apaçık bir günahtır.

"Kim kasıtlı veya kasıtsız bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, muhakkak ki, büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiş olur." (4.Nisa-112)

Kendisi bir günah işleyip bunu suçsuz birisinin üstüne atan kişi, büyük bir iftirada bulunarak apaçık bir günah işlemiş olur.

16.Allah’a Karşı Yalan Uydurmak:

Allah’a karşı yalan uydurmak, küfürdür.

"Kim Allah’a karşı yalan uydurandan, ya da O’nun âyetlerini yalanlayandan daha zalimdir? Şüphesiz ki, zalimler kurtuluşa eremez." (6.En'am-21)

"Allah’a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken, “Bana vahyolundu” diyen, ya da “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim” diye laf eden kimseden daha zalim kimdir? Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı; meleklerin, ellerini uzatmış, “Haydi canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı doğru olmayanı söylediğiniz, ve O’nun âyetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız” diyecekleri zaman hâllerini bir görsen!" (6.En'am-93)

Allah’a karşı yalan uydurmak iki şekilde olabilir:

1-Allah’ın ayetlerini inkâr etmek.

2-Kendisine vahiy gelmediği halde vahiy geldiğini iddia etmek.

Bu iki durum da kâfir olmak anlamına gelir.

Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kimse olamaz.

"De ki: “Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremezler." (10.Yunus-69)

Allah hakkında yalan uyduranların, asla kurtuluşa eremeyecekleri anlaşılmaktadır.

17.Fitneye Sebep Olmak:

"... Fitne, adam öldürmekten daha kötüdür. ..." (2.Bakara-191)

Buradaki fitneden maksat, müşriklerin Müslümanları dinlerinden çevirmek için yaptıkları baskılar şeklinde anlaşılmıştır.

"... Fitne de adam öldürmekten daha büyük bir günahtır. ..." (2.Bakara-217)

Bu bölüm şöyle izah edilmiştir: “İman ettikten sonra Müslümanları küfre döndürmek için dinleri hakkında onları fitneye düşürmek, Allah katında öldürmekten daha büyüktür.” (Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, C: 1, S: 253)

"Bir de öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz (umuma sirayet ve hepsini perişan eder). Biliniz ki, Allah'ın azabı şiddetlidir." (8.Enfal-25)

Fitne; kulluk bilincinin yok olması, haramların normal sayılması, hukuka riayet edilmemesi ve toplusal kargaşa oluşması anlamlarına gelir.

Toplumun bozulmasına etki eden şeylerin düzeltilmesinden bütün toplum sorumludur.

Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “İnsanlar zalimi görür de onu engellemezlerse, Allah katından onlara umumi bir azabın gelmesi yakındır.” (Tirmizi, Fiten-8, Ebu Davud, Melahim-17)

Fitne konusunda sorumluluklarımızı şöyle sıralayabiliriz:

1-Fitne çıkaran olmamalıyız.

2-Fitneyi destekleyen olmamalıyız.

3-Fitneyi hoş gören olmamalıyız.

4-Fitneyi engellemek için elimizden geleni yapmalıyız.

18.Yalan Söylemek:

Yalan, gerçeği örtmek olup büyük bir günahtır.

"... Yalan sözden kaçının." (22.Hac--30)

Yalan, hak kaybına neden olur.

"Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur." (17.İsra-36)

Bir konuda bilgi sahibi sayılmamız için onu görmemiz veya işitmemiz gerektiği gibi ayrıca aklımızın da bu bilgiyi onaylaması icap eder. Bir şey hakkında bu seviyede bir bilgimiz yoksa, o hususta konuşmamalıyız; konuşursak yalancı durumuna düşeriz.

19.Verdiği Sözde Bulunmamak:

"Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir." (17.İsra-34)

Genelde verdiğimiz iki çeşit söz vardır:

1-Allah’a kulluk yapma hususunda.

2-İnsanlarla ilişkilerimizde.

Hem Allah’a karşı kulluk görevimizi yerine getirmeli, hem de insanlara verdiğimiz sözlerde durmalıyız.

20.Yalan Yere Yemin Etmek:

"Birbirinizi aldatmak için yemin etmeyin. ... " (16.Nahl-94)

Mü’min, doğru sözlü olmalıdır. Ancak doğru olan söz yeminle teyit edilebilir. Bir insan hem yalan söyler, hem de yalanını yeminle desteklerse, art arda iki günah işlemiş olur

21.Su-i Zan’da Bulunmak:

"Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. …" (49.Hucurat-12)

Zan, tahmin üzere konuşmaktır. Tahminlerimizin bir kısmı doğru çıksa bile bir kısmı da yanlış çıkar. Töhmet ve suçlama kabilinden olan hususlarda tahmin üzere konuşmamalıyız.

22.Başkasına Ait Sırları Araştırmak:

"… Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. " (49.Hucurat-12)

Birbirimizin özel hallerini ve kusurlarını araştırmamız yasaktır. Tecessüs, bir bakıma casusluktur. Devlet, umumun menfaati ve devletin güvenliği açısından bazı konularda casus görevlendirebilir. Ancak şahıslar, birbirlerinin özel durumları hakkında casus gibi davranmamalıdırlar.

23.Gıybet Yapmak:

"… Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir." (49.Hucurat-12)

Birisi hakkında, bulunmadığı bir yerde, hoşuna gitmeyecek şeyleri anlatmaya gıybet/dedikodu denir. Hz. Muhammed (s.a.v.) gıybet ile iftira arasındaki farkı şöyle açıklamıştır: “Söylediğiniz onda varsa gıybet etmiş olursunuz, yoksa yaptığınız iftira olur.” (Müslim, Birr-70)

Allah, gıybet yapmayı ölü kardeşinin etini yemeye benzeterek, yapılan işin ne kadar çirkin olduğunu ve ondan sakınmak gerektiğini veciz bir şekilde anlatmaktadır.

24.Kibirlenmek:

Kibir, insanın kendini fazlasıyla beğenip başkalarına karşı üstünlük taslamasıdır.

"... Muhakkak ki Allah, kibirli olan ve övünen kimseleri sevmez" (4.Nisa-36)

Kibirli olmamak, mütevazı olup insanlara iyi davranmayı gerektirir.

"Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin." (17.İsra-37)

Kişi, yürürken de asla böbürlenmemelidir. İnsan, zayıf bir varlıktır; ne yeri yarabilir, ne de boyca dağları aşabilir. Bunlar böyle iken, böbürlenerek yürümenin insana yakışmayacağı, bir bakıma onu gülünç duruma düşüreceği unutulmamalıdır.

25.Müsrif/Savurgan Olmak:

"Saçıp savuranlar, şüphesiz şeytanlarla kardeş olmuş olurlar; şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür." (17.İsra-27)

Saçıp savurmak, sahip olunan nimetleri hayır yolda değil, meşru anlamda ihtiyaç duyulmayan hususlarda harcamaktır. Savurganların şeytanın kardeşi olmaları iki şekilde anlaşılabilir:

1-Savurganlık, şeytanların takdir ettiği bir durum olduğundan, savurganlar şeytanlara yaklaşmış olurlar.

2-Şeytan, sahip olduğu yetenekleri, savurgan ise sahip olduğu malı Allah’ın istemediği şekilde harcar; böylece aralarında bir günah kardeşliği oluşur.

26.Cimri Olmak:

"Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın." (17.İsra-29)

Müsrif ve cimri olmamak gerekir. Bu iki durum yasak ve günahtır. İnsanlar da, müsrif ve cimri olanları kınarlar.

27.Ölçü ve Tartıda Hile Yapmak:

"Ölçtüğünüzde ölçmeyi tam yapın, doğru terazi ile tartın. Bu daha hayırlı, sonuç bakımından daha güzeldir." (17.İsra-35)

Ölçü ve tartı tam, doğru ve hilesiz yapılmalı, tartı aracı da sağlam ve hilesiz olmalıdır. Böyle davranmak hem dünya hem de ahiret için daha güzeldir. Aksine davranışlar, yasak ve haramdır.

“Eksik ölçüp noksan yapan hilekârlara yazıklar olsun! Onlar insanlardan alırken ölçüp tarttıklarında tam. Onlara vermek için ölçüp tarttıklarında ise eksik ölçer ve tartarlar. Onlar düşünmezler mi ki, tekrar diriltilecekler!” (83.Mutaffifin: 1-4)

Eksik ölçüp noksan tartanlar, şiddetle kınanmaktadır. Mahşer kurulacak ve böyle davrananlar gerekli cezayı göreceklerdir. Kimse yaptığı hilenin yanına kar kalacağını düşünmemelidir.

28.Birbirlerinin Mallarını Haksız Yollarla Yemek:

"Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hali müstesna, mallarınızı, bâtıl (haksız ve haram yollar) ile aranızda (alıp vererek) yemeyin. … " (4.Nisa-29)

Batıl yollardan maksat, hırsızlık, hıyanet, gasp, faiz, kumar ve benzeri şeriatım müsaade etmediği her türlü yoldur. (Sabuni, Safvet’ü-tefasir, C:3, S: 512)

29.Riya/Gösteriş İçin İyilik Yapmak:

"Bunlar, mallarını insanlara gösteriş için harcayan, Allah’a ve ahiret gününe de inanmayan kimselerdir. Şeytan kimin arkadaşı olursa, o ne kötü arkadaştır." (4.Nisa-38)

Malı infak etmekte asıl sebep, gösteriş değil, Allah rızası olmalıdır. Allah’a ve ahiret gününe gerçek anlamda inanmayan kimse, malını dağıtırken Allah rızasını gözetmiş olamaz. Malını dağıtma sebebi, Allah rızası değil de gösteriş olanlar, şeytanla arkadaş olmuş olurlar. Şeytanın insanı götüreceği yer de ancak cehennemdir.

"Onlar gösteriş yapanlardır." (107.Maun-6)

Gösteriş için namaz kılanlar, tam bir sapkınlık içindedirler. Gösteriş için yapılan işlerin, dini anlamda kimseye faydası olmaz, ancak zararı olur.

30.Verdiğini Başa Kakmak:

"Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. ..." (2.Bakara-264)

İki tür insanın verdiği sadakalar boşa çıkar:

1-Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde, gösteriş olsun diye malını harcayan kimse.

2-Verdiği sadakayı başa kakan kimse.

Başa kama nedeniyle verilen sadaka boşa gittiği gibi, ayrıca günah da olur.

31.Namahrem Olana Bakmak:     

"Mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır." (24.Nur-30)

"Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. …" (Nisa-31)

Bu iki ayetten şunları anlamış olmalıyız:

1-Gözleri haramdan sakınmamak, haramdır.

2-Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar, gözlerini haramdan sakınmalıdır.

3-Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar, ırzlarını korumalıdır.

4-Mü’min erkekler ile mü’min kadınların gözlerini haramdan sakınıp ırzlarını korumaları kendilerini ahlaksızlıktan muhafaza eder.

32.Kadınların Yabancı Erkeklerin Yanında Başlarını ve Ziynet Yerlerini Açmaları:

"Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, ziynet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Ziynetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri ziynetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!" (Nisa-30)

Bu ayette kadınların başlarını ve ziynet yerlerini kimlerin yanında açamayacakları ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Bu emre uymamak günahtır.

33.Genç Kadınların Dış Örtülerini Üzerlerine Almadan Dışarı Çıkmaları:

“Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.” (33.Ahzâb–59)

Bu ayetten anlaşılan şudur: Kadınlar evlerinin dışına, çarşıya, pazara çıktıkları zaman üzerlerine bir dış örtü almalıdırlar.

Tesettür konusunu açıklayan aşağıdaki ayet-i kerime ise, yaşlı kadınlara bazı muafiyetler tanımaktadır:

“Bir nikâh ümidi beslemeyen, çocuktan kesilmiş yaşlı kadınların, ziynetleri (yabancı erkeklere) teşhir etmeksizin (bazı) elbiselerini çıkarmalarında kendilerine bir vebal yoktur. İffetli davranmaları kendileri için daha hayırlıdır. Allah işitendir, bilendir.” (24.Nur–60)

34.Başkasının Evine İzinsiz Girmek:

"Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selâm vermeden girmeyin. Bu davranış sizin için daha hayırlıdır. Düşünüp anlayasınız diye size böyle öğüt veriliyor." (24.Nur-27)

Başkalarının evine girmek için önce izin istemeliyiz; izin aldıktan sonra da selam verip girmeliyiz. Ev, özel bir alandır. Bir eve izin almadan girmenin, evin hanımının evde yalnız olması ve  evdekilerin kıyafetlerin müsait olmaması gibi çeşitli sakıncaları vardır.

35.Kur’an’a Temizlenmeden Dokunmak:

"Ona, ancak tertemiz olanlar dokunabilir." (56.Vakıa-79)

Bu ayette geçen temizlenenlerden maksadın kimler olduğu konusunda iki görüş vardır:

1-Temizlenenler meleklerdir.

2-Temizlenenler, abdestli olanlardır. Alimlerin çoğunluğu bu görüştedir.

Bazı müfessirlerin bu konudaki görüşleri şöyledr:

“Cumhur-i ulemaya göre taharetsiz olan bir kimse, Kur’an-ı Kerim’i mesh edemez, eline alamaz.” (Ömer Nasuhi Bilmen, Kur’an-ı Kerim’in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri, C:8, S: 3614)

“İslam alimlerinin çoğunluğu da Hz. Peygamberden nakledilen bazı söz ve uygulamaları (Muvatta’, Kur’an,1) bu yöndeki çıkarımı destekleyici bulmuşlar ve mushafa el sürmek için abdest almak gerektiğine hükmetmişlerdir.” (DİB Kur’an Yolı Türkçe Meal ve Tefsir, C: 5, S: 230)

“Zira abdesti olmayan ve cünüp olan kimsenin Kur’an’a yapışması günahtır. (Konyalı Mehmet Vehbi, Hülasatü’l Beyan Fi Tefsiri’l-Kur’an, C:14, S: 5747)

“Yani temiz olmayan kirli eller Ona dokunmasın, ancak maddi ve manevi pisliklerden, kötülükten ve necasetten temizlenmiş imanlı ve abdestli kimseler ona dokunsun.” (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, C:7, S: 411)

36.Allah’ın Rahmetinden Ümit Kesmek:

"Allah’ın ayetlerini ve O’na kavuşmayı inkar edenler, işte onlar benim rahmetimden ümitlerini kesmişlerdir ve onlar için acıklı bir azap vardır." (29.Ankebut-23)

“Ey oğullarım! Gidin Yûsuf’u ve kardeşini araştırın. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.” (12.Yusuf-87)

Mü’min olan kişi Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez. Çünkü Allah, Rahman ve Rahimdir. Allah’ın rahmetinden ümit kesmek, onun Kudret sıfatı ile  Rahman ve Rahim isimlerinden kaynaklanan özelliklerini inkar etmek demektir. Hiçbir şart altında Allah’ın rahmetinden ümit kesilmemelidir.

37.Allah’ın Azabından Emin Olmak:

"Allah'ın azabından emin mi oldular? Fakat ziyana uğrayan topluluktan başkası, Allah'ın (böyle) mühlet vermesinden emin olamaz." (7.Araf-99)

Kafir, Allah’ın azabına uğramayacağı kanaatinde olur; bu, çok kötü bir anlayıştır. Mü’min daima korku ile ümit arasında bulunmalıdır.

38.Sihir Yapmak:

"Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Hâlbuki o iki melek, “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Hâlbuki onlar, Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi!" (2.Bakara-102)

Sihir, insanı şirke götüren bir haramdır. Sihir yapmamak ve yaptırmamak gerekir.

39.Ölü Hayvan Eti Yemek:

"Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Şüphesiz, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." (2.Bakara-173)

Usulüne uygun olarak kesilmeden ölmüş, yani murdar olmuş hayvan etinin yenmesi haramdır. Bunun böyle olduğu, Maide suresinin üçüncü ayeti ile En’am suresinin 145. ayetinde de geçmektedir.

 

40.Akıtılmış Kan Yemek:

"Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar üzerinde boğazlanan hayvanlar, bir de fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. İşte bütün bunlar fısk (Allah’a itaatten kopmak)tır. Bugün kâfirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim. Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır, günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir." (5.Maide-3)

Akıtılmış kan yemek haramdır. Cahiliye döneminde akıtılan kanın bağırsaklara doldurulup daha sonra kızartılarak yenmesi gibi bir adet vardı. Bu, ve buna benzer şekilde kan yemek yasak, haram ve günahtır. Akıtılmış kanı yemenin haram olduğu, Bakara suresinin 173. ayeti ile En’am suresinin 145. ayetinde de belirtilmektedir.

41.Allah’tan Başkası Adına Kesilen hayvanların Etini Yemek:

Yukarıda mealleri verilen Bakara suresi 173. ve Maide suresi 3. ayetlerinden Allah’tan başkası adına kesilen hayvanların etinin haram olduğu bildirilmektedir. Elbette bir hayvanı Allah’tan başkası adına kesmek de yasaktır.

42.Domuz Eti Yemek:

"De ki: “Bana vahyolunan Kur’an’da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş, akıtılmış kan, domuz eti -ki o şüphesiz necistir- ya da Allah’tan başkası adına kesilmiş bir (murdar) hayvandan başka, haram kılınmış bir şey bulamıyorum. Fakat istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın kim bunlardan yeme zorunda kalırsa yiyebilir.” Şüphesiz Rabbin çok bağışlayandır, çok merhametlidir." (6.En'am-145)

Domuz eti tüketimi kesin olarak haram ve günahtır. Domuz etinin haram olduğu, Bakara suresinin 173. ayeti ile Maide suresinin 3. ayetinde net olarak geçmektedir.

43.İhramlı iken Kara Avı Yapmak:

"Sizin için de yolcular için de bir geçimlik olmak üzere deniz avı yapmak ve deniz ürünlerini yemek sizlere helâl kılındı. Kara avı ise ihramlı olduğunuz sürece size haram kılındı. Huzurunda toplanacağınız Allah’a karşı gelmekten sakının." (5.Maide-96)

İhramlı iken deniz avı helal, kara avı haramdır.

Buraya kadar Kur’an’da yer alan yasak, günah ve haramlar 43 başlık halinde sıralandı. Konuya günah açısından bakılınca farz ibadetleri yapmamak da elbette büyük günahlardandır. Bu sebeple anılan husus için de bir başlık açalım.

44.Farz İbadetleri Yapmamak:

Farz ibadetleri yapmak bir görev, terk etmek ise büyük günahtır.

"Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz. Umulur ki, böylece korunmuş (Allah'ın azabından kendinizi kurtarmış) olursunuz." (2.Bakara-21)

Allah’a ibadet ederek, onun emir ve yasaklarına uyarak, onu anarak ve ona şükrederek kulluk etmeliyiz.

"Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım." (51.Zariyat-56)

Yaratılış gayemiz, Allah’a kulluktur.

"Nihayet onların peşinden öyle bir nesil geldi ki, bunlar namazı bıraktılar; nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden ileride sapıklıklarının cezasını çekecekler." (19.Meryem-59)

Namazı bırakıp nefislerinin heva ve heveslerine uyanlar, ahirette gerekli cezayı göreceklerdir.

Namaz, oruç, hac ve zekât gibi farz görevleri yerine getirmemek günahtır.

Mü’minlerden beklenen; Allah’ın emirlerini yerine getirmek, yasaklarından ise kaçınmaktır.

Allah’ın yasakladığı şeyleri yapanlara fasık, emrettiği ibadetleri yapmayanlara ise facir denir. İyi bir mü’min olmak için, fısk ve fücurdan kaçınmak şarttır.

Günah işlenebilecek hiçbir mekan ve hiçbir zaman dilimi yoktur.

Ramazan ayında günah işlememek gerektiği gibi öteki aylarda da işlememek gerekir.

Memlekette iken tesettüre riayet edilmesi gerektiği gibi tatilde iken de riayet edilmesi gerekir.

Kendi malımız ile savurganlık yapmak doğru olmadığı gibi, devletin malı ile de savurganlık yapmak doğru değildir.

Zayıfın günah işlemesi yasak olduğu gibi kuvvetlinin de günah işlemesi yasaktır.

Yaşlı iken günahtan kaçınmak gerektiği gibi gençken de kaçınmak gerekir.

Bizim namusumuz önemli olduğu gibi başkasının namusu da önemlidir.

Mü’min kişiye düşen, her türlü haramdan her şart altında kaçınmasıdır.


 
 
2 Mayıs 2018 Çarşamba 15:57
Okunma: 1555
 
Yorumlar


A.ARTAŞ 2 Mayıs 2018 Çarşamba 18:53
Ustat Zehebinin KITABULKEBAİRİ Nİ OKU ÇÜNKÜ EKSİĞİN VAR
 
Yazarın Diğer Yazıları

Yazarlar
< >
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Kurumsal

Okuyuculardan Gelen Haber

Yaşam

Kahta Emlak

Gündem

Teknoloji

Siyaset

Kültür-Sanat

Dünya

Son Dakika

Ekonomi

Spor

Yerel Haberler

Sağlık

Özel Haberler

Medya

Eğitim

Yukarı Çık