Ana Sayfa » Köşe Yazısı » Mustafa Kayahan

 
 
Mustafa Kayahan

Kommegene'de Bir İmparatorun İronik Ölümü / Köşe Yazısı - Mustafa Kayahan

Mustafa Kayahan

 Kommagene’nin Mülküne Zarar Veren Bir İmparator ve İronik Ölümü

Roma tarihinin ilk Afrika kökenli imparatoru SeptimiusSeverus Suriye’nin Emesa (=Humus) kentinde bulunan yerel Dağ-güneş tanrısı tapınağı imtiyazlı rahip soyundan Julia Domna ile evlenir. Kehanet piyangosundan çıkan bu evlilikten çiftin iki erkek çocuğu olur. Çocuklardan büyüğüneLuciusSeptimiusBassianus adı verilirken iki yaş farkla doğan ikincisine ise PubliusSeptimiusGeta (7 Mart 189- Aralık 211)adı verilir.

Emesa (=Humus)ve Julia Dumna’nınyerel Hanedan tanrısıHeliogabalus Mağribi (Akdeniz Kıyı Afrika’sı) Romalı ile yanık tenli Suriyeli güzelin kehanet inancalarını boşa çıkarmaz. Roma’nın o zamanki imparatoru kalleşçe bir darbe ile alaşağı edilir. Boşalan yeri yani imparatorluk tahtı açık artırmayla satışa çıkarılır. Roma halkı ve soyluları bu aşağılayıcı alışverişten son derece rahatsızdır. Rahatsızlık kısa sürede iç savaşa dönüşür. Kanlı çarpışmalardan sonra zaferini ilan eden mağribi komutan SeptimusSeverius imparatorluk tahtının sahibi olur.

Emesa hanedanı “Dağ Tanrısı” kültünün rahibesi ve Roma imparatorluk tarihinin en güçlü imparatoriçesi Dumna, Anadolu ve Suriye’de kılıç sallayan kocasını asla yalnız bırakmaz. O, diğer imparatoriçeler gibi sarayda kalıp entrikalarla uğraşmak yerine savaş meydanındaki kocasının karargâh çadırında olmayı tercih eder.İç savaş bittikten hemen sonra da kocasını ata diyarı olan Suriye ve Mezopotamya’yı ihya etmeye yönlendirir.

İmparator da kraliçenin bir dediğini ikiletmez, onun Pagan kültünün ulaştığı Orta ve Yukarı Mezopotamya’ da yeni yollar, köprüler ve hamamlar inşa ettirir. Bu inşa faaliyetinin asıl mimarları İmparatorPubliusAeliusTraianusHadrianus’un (24 Ocak 76 – 10 Temmuz 138) Samosata’ya (=Samsat) yerleştirmiş olduğu 16. Flavya Firma lejyonudur. Söz konusu lejyon sadece savaş konusunda değil bu tür imar faaliyetlerinde de profesyoneldir. Kommagene bölgesinde bugün hala işlevini yerine getiren ve şimdiki adı Cendere olan muhteşem Severan köprüsünün inşasında 16. Lejyonun imzası vardır. Ayrıca kadim Kahta’da kalıntılarıhâlen ayakta olan “hamam”ının da bu dönemde yapılmış olma ihtimali yüksektir.

Cendere çayı (Çabinaz) üzerindeki bu muhteşem eser,yapıldığı zamanın İmparatoru SeptimiusSeverus, karısı Julia Domna, çocukları Caracalla ve Gata’ya ithaf edilmiştir. İmparatorun ölümünden sonra yerine geçen oğulları saltanata tek başına sahip olma mücadelesine girişir.CaracallaGeta’yı öldürüp tek başına Roma imparatorluğuna hükümran olur. İlk iş olarak kardeşi geta’yı öldürtüp onun hatırasını kökünden yok etmek üzere “hatıraların lanetlenmesi” ya da “onursuzlaştırma” anlamına gelen “Damnatiomemoriae” ilan eder.  Peşisıra katliam ve yıkımlara girişir, bu yıkımların dramatik izleri kadim Kahta’nın varisi olduğu kommagene vilayetine kadar ulaşır. Cendere (Severan) köprüsünün Geta adının yazılı olduğu sütununun yıkılmış olması bu harabat eyleminin bölgedeki dramatik kanıtıdır.

Roma İmparatorlarının en acımasızı olduğu kabul edilen bu tiran kimdir?

Yazının başında sözünü ettiğimiz Severan Hanedanı kurucusunun ilk  oğlu Caracalla 4 Nisan 186’daGalya eyaletinin Lugdunum kentinde dünyaya gelir. Doğumdaki ilk adı LuciusSeptimiusBassianus’tur. Çocukluğunda sevimli ve iyilikseverdir.Sevimli çocuk büyüdükçe iyilikseverlik ve sevimlilik de büyümeyle ters orantılı olarak azalmaya başlar. Bu arada kendisine Caracalla takma adı verilir. Veliahta bu adın verilmesinin nedeni o dönemler moda olan ve “caracalla” anlamına gelen “Galtuniği”ni giymeyi alışkanlık haline getirmesidir.

Caracalla, kendisinden yaklaşık iki yaş küçük olan kardeşi Geta’dan hiç hoşlanmaz. Babaları sağ olduğu sürece Geta’yaolan kinini bastırır. Ancak babaları Septimius yaşlılığı nedeniyle imparatorluğun yönetimini oğullarıyla paylaşınca işler değişir. Caracelleiçten içe sürdürdüğü kinini dışarıya vurur. Önce yaşlı babasından kurtulmak ister fakat babasının yakın dost ve korumaları buna izin vermez. Bir-iki yıl sonra babaSeverus eceliyle ölür ve meydan Caracella’ya kalır.

Carfacalla ilk iş olarak kardeşi Geta’yı sarayda, annesinin gözleri önünde öldürtür. Peşisıra, babasına sadakat yemini etmiş olan saray erkanını kılıçtan geçirir. Kardeşi Geta’ya yakınlık gösteren ya da yakınlık gösterme ihtimali olan kim varsa hepsini sorgusuz sualsiz katleder. Bu katliamı onaylamayan imparator muhafız birliği, daha önce etmiş oldukları sadakat yeminine bağlı kalacaklarını beyan ederekkarargâhın kapılarını Caracalla’ya kapatırlar. Muhafızların beklenmedik tepkisini yatıştırmak için büyük meblağlarda bahşiş dağıtacağını ve maaşları iki katına çıkaracağını söyleyip asileri yanına çekmeyi başarır. Neticede, derdi intikam korkusunu bastırmak olan Caracalla’nın işi iyice kolaylaşır.

Caracalla saray çevresindeki muhtemel muhalifleri, hatta heykellerinin yakınlarına ihtiyaç giderdiği söylenenleri, kendisini onurlandırmak için heykel başlarına takılan çelenkleri değiştirmek için kaldıranları kendisine husumet besledikleri varsayımıyla kılıçtan geçirir. Ceplerine epeyce bahşiş sıkıştırdığı cellat askerlerinisokak aralarına salarak kılığını beğenmedikleri herkesi katlettirir. Kısa zamandaCaracalla’nın etrafında soğuk kanlı annesi ve katil muhafızlarından başka kimse kalmaz.

Caracalla yakın çevresini temizledikten sonra tehlike sinyallerinin geldiğini hissettiği Mısır’a uzanır. Hedefteki asıl yer İskenderiye kentidir. Şehre vardığında askerlerini konaklamak bahanesiyle evlere dağıtır. Ardından eli silah tutabilecek bütün erkekleri silah altına almak vaadiyle kayıt altına alır. Kayıt işlemi bittikten hemen sonra 20 bin civarındaki bu erkekleri kılıçtan geçirilmesi emrini verir. Devrisi gün ahaliyi kent meydanında toplamaya çağırır. İmparatordan iyi bir şeyler işitmek umuduyla meydan hınca hınç insan dolar. Burada da hazırda bekleyen katillerine halkı kılıçtan geçirmesi emrini verir. Gün akşam olduğunda agora cesetlerden geçilmez olmuştur. Caracalla bunula da hızını almaz, askerlerine, misafir oldukları hane halkını kılıçtan geçirmesi emrini verir. Bu son katliamla birlikte Caracalla tarihin en gaddar ve eli kanlı imparatorları sıralamasında ilk başta yerini alır.

Caracallaİskenderiye’yi kana buladıktan sonra orta Mezopotamya’daki Roma bağlaşıklarını rahatsız eden Partlara bir ders vermek üzere Suriye’ye yönelir. Hazırlıksız yakalanan Partlargüzergâh üzerindeki kentlerini terk ederek kırsal alanlara çekilirler. Kentlerin boş olduğunu gören CaracallaPartlarıyendiğini söyleyipkendi kendine “Partikus” unvanını verir.

Güzergahı boş bulan Caraçalla, büyük olasılıkla Annesinin memleketi olan Humus’uda ziyaret ederek Yukarı Mezopotamya’ya yönelir. Cendere köprüsünün “GETA”ya ithaf edilen sütununun yerle yeksan edilmesinin de muhtemelen bu sıralar gerçekleşmiştir. Derken, kış gelmiş, şartlar yeni katliam ve maceralar için ağırlaşmıştır. Hem biraz da dinlenme zaman…

Caracalla Roma tarihinde sadece gaddarlığıyla ün yapmaz. Askerlere rüşvet dağıtmakla boşalttığı hazineyi tekrar doldurmak için sikkelerdeki gümüş miktarını %25 oranında düşürmek, yani bu günkü anlatımla %25 oranında devalüasyon yapmak; annesinin rahibesi olduğu Heliogabalus  tanrı kültünü Roma’ya taşımak; vergi mükellefi sayısını, dolayısıyla vergi gelirini artırmak için  herkese “Roma vatandaşlığı” payesini peşkeş çekmek gibi sevimsiz kararlarla Roma efkarıumumiyesinin şimşeklerini bir kez daha üstüne çekmiştir.

Caracalla batıl inançlarıyla da ünlüdür. İyicene Ortadoğululaşmış, karakteri doğduğu toprakların kızgın çöl güneşi ve riyakâr geleneğiyle şekillenmiş annesi Julia Dumna’nın inanç kültünün etkisi altındadır. Şarkın kurnazlığı, Ortadoğu’nun bağnazlığı beynini kuşatmışken Edessa’ya (Urfa)uğrayıp da Dağ tanrısı mabedinin bulunduğu(?) Harran’ı ziyaret etmemek kabil değildir. Hem doğum günü vesilesiyle dağ tanrısına adaklar da sunacaktır. Bu vesilelerle Harran’a doğru yola çıkar. Bir hayli ilerledikten sonra tuvalet ihtiyacı duyar. İhtiyacı gidermek için atından inerek yolun kenarına çekilir. İşte tam bu sırada infaz timi harekete geçip kılıçları şakırdatır. Caracalla bir anda paramparça edilirken tarihler de8 Nisan 217'yi gösteriyordu.

Roma tarihinin en gaddar ünvanlı imparatoru ihtiyaç giderme anında öldürülen ilk ve son kişi olma ironisine de yeni unvanlarına katmıştır. Böylece, “Çekme mazlumun ahını, çıkar aheste aheste” atasözü ibreti alem olsun diye “Mülkü Adem”debir kez daha zuhur etmiştir.

Kahta Haber/Mustafa KAYAHAN

 

 

 


 
 
17 Ocak 2018 Çarşamba 15:55
Okunma: 1982
 
Yorumlar


Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
 
Yazarın Diğer Yazıları

Yazarlar
< >
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Kurumsal

Okuyuculardan Gelen Haber

Yaşam

Kahta Emlak

Gündem

Teknoloji

Siyaset

Kültür-Sanat

Dünya

Son Dakika

Ekonomi

Spor

Yerel Haberler

Sağlık

Özel Haberler

Medya

Eğitim

Yukarı Çık