Ana Sayfa » Köşe Yazısı » Mehmet Cömert

 
 
Mehmet Cömert

Paha biçilmez sermaye: Ömür / Köşe Yazısı - Mehmet Cömert

Mehmet Cömert

 İnsanoğluna verilmiş en büyük sermaye ömürdür. Ne var ki insan, sahip kılındığı bu nimetin farkında değildir. Nimetlerin değeri ondan mahrum olunca anlaşılıyor ancak. Mesela, özgürlüğün kıymeti, esaret veya cezaevine düşünce, sağlığın değeri hastalığa duçar olunca, varlığın değeri fakir kalınca ve gençliğin kıymeti de ihtiyarlık gelip çatınca anlaşılabiliyor. Ama hayatın değeri onu yitirince anlaşılamaz artık. Çünkü o saatten sonra anlamış olmanın bir faydası olmaz.

 

Peki nimetler henüz elden çıkmadan, hayat elden uçup kaybolmadan onu hakkıyla tanıma, değeriyle mütenasip  işlerde kullanma imkânı yok mudur? Elbette ki vardır. Kur’an ayetleri baştan sona bu mihver etrafında dolaşır durur.İlahi vahiy  Kur'an ve onun açıklaması hükmünde olan Rasulullah (sav)'ın sünneti insana bu hakikati öğretme amacını ilk hedefleri arasına almıştır.  Kur'an'ın ana amacı, insana doğruyu ve hidayeti göstermektir.

 

Modern insan, sahip kılındığı hayat sermayesini geçici arzu ve heveslerini tatmin etme ekseninde tüketme peşindedir. Oysa bu değerli sermaye bir şeye değmeyen, olumlu bir sonuca ulaştıramayan, fani hedefler uğruna heba edilip tüketilsin diye verilmemiştir. Paha biçilmez bu nimet, onun değerine denk bir işte kullanılmalı ki, hakkı verilmiş, şükrü eda edilmiş olsun. Hz. Mevlana bu hakikati şöyle bir hikâye ile anlatır:

 

‘Zamanın birinde, bir yerde fakir bir adam vardı. Zengin padişah, onun bu halini görünce ona acıdı. Yanına çağırdı ve   bu fakirlikten onu kurtaracak antika bir altın verdi ve  Şu değerli antikayı al değerlendir de, bu fakirlikten kurtul”dedi.

Fakir adam verilen bu antika altını alıp gitti. Ne var ki, uzun bir zaman geçmesine rağmen bir türlü içinde bulunduğu yoksulluktan kurtulamadı. Halk, fakir adamın hâlâ perişan halde yaşamaya devam ettiğini görünce: “Yahu şu antika altını ne yaptın sen, neden seni şu fakirlikten kurtaracak bir işte değerlendirip bu kötü durumdan kurtulmadın?

Fakir şöyle cevap verdi: ‘Evet değerlendirdim’ dedi.

Halk: ‘Peki nasıl değerlendirdin ki, hâlâ bu fakirlikten kurtulamamışsın?’

Fakir: ‘O antika altını bir çivi yaptım ve oturduğum kulübenin duvarına çaktım. İçeri girdiğim vakit ceketimi ona asıyorum. Onu  ceketimin askılığı olarak değerlendirdim.’dedi.

 Halk ona şöyle dedi: “Be hey şaşkın adam,  sana o kıymetli antika altın şu değersiz işte kullanasın diye mi verildi? Ceketinin askılık görevini adi bir demir çivi parçası  da görebilirdi. O antika altını bu değersiz işte kullanarak hem onun değerini anlamamış oldun, hem de onu sana layık gören Padişah'ın sana verdiği önem ve değeri de sıfıra indirip kendine yazık ettin.

Hz.Mevlana’nınmesnevi’de  anlattığı bu gerçeği üstadBediüzzamanyirmi üçüncü söz’de daha detaylı olarak anlatmıştır.

 

Ömür sermayesiyle ilgili bilinmesi gereken en önemli huşulardan biri de onun çok çabuk geçtiğidir. İnsanın en çok yanıldığı nokta ömrün faniliğini anlamada  gecikmesidir. Anladığı an da ise çoğu defa iş işten geçmiş oluyor. Kalp ehli bilgeler ve hikmet ehli şairler bu noktaya çokça dikkat çekmişlerdir. İşte o şiirlerden  birkaç mısra:

Ana rahminden indim mezara

Bir kefen aldım ve döndüm mezara

       x              x

Elindeyse zamana geçme dur diye dayat!

Bir sigara içmekten daha kısa bu hayat...

(N Fazıl)

Geldi geçti ömrüm benim şol yel esip geçmiş gibi

Hele bana şöyle geldi şol göz yumup açmış gibi

(Yunus Emre)

 

Muhasebe ayı olan Ramazan’ı geride bıraktık. Mevlâ her günü muhasebe ederek geçirmeyi nasip etsin. Hayat nimetinin kadrini hakkıyla idrak edip onu Hak yolda tüketme gayretinde olanlardan eylesin. Amin.


 
 
26 Haziran 2018 Salı 15:16
Okunma: 836
 
Yorumlar


Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
 
Yazarın Diğer Yazıları

Yazarlar
< >
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Kurumsal

Okuyuculardan Gelen Haber

Yaşam

Kahta Emlak

Gündem

Teknoloji

Siyaset

Kültür-Sanat

Dünya

Son Dakika

Ekonomi

Spor

Yerel Haberler

Sağlık

Özel Haberler

Medya

Eğitim

Yukarı Çık