Ana Sayfa » Köşe Yazısı » Necati Atar

 
 
Necati Atar

Sahipsizliğimizi bir bir anlattım / Köşe Yazısı - Necati Atar

Necati Atar

 Ankara'daki yetkililerle görüştüm.

Sahipsizliğimizi bir bir anlattım. Bana, açık ve net konuş! Ne istiyorsun dediler.
Ben de kendilerinden 50 yıllık birikmiş alacağımızın olduğunu ve onu tahsil etmeye geldiğimi söyledim.
Bana ülkenin içinde bulunduğu bu zor ve birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz günlerde 50 yıllık borcumuzu bir defada ödeyemeyiz, bunun bir hal çaresini söyle dediler.
Ben de kendilerine bunun farkındayım, bunun için size bir güzellikte bulunacağım deyince çok sevindiler.
Sonra da karşılarında saf bir Anadolu çocuğu olduğunu sanarak beni tongaya düşürmek istediler.
Bütün tekliflerine gülüp geçerek, içinde Bulunduğunuz vehametin farkındayım. Bütün alacağımızı tahsil yoluna gittiğimizde devletin büyük sıkıntılarla karşı karşıya geleceğini biliyorum. 
Bunun için 50 yıllık alacağımız olduğu yerde dursun, şimdilik sadece faizine denk gelecek hizmetler istiyoruz dedim.
Faiz kelimesini duyunca birden irkildiler.
Nasıl yani faiz haram değil mi dediler.
Ben de hizmet olarak gelirse durum değişir, dilerseniz bunu zamanın fetvakârlarına sorabilirsiniz onlar size uygun bir kılıf bulur dedim.

Nasıl bir hizmet bekliyorsunuz dediler.
Kendilerine Adıyaman'ın kurtuluşunun Gölbaşı Adıyaman arası hızlı tren seferleri ile mümkün olabileceğini söyledim.
Aralarında fiskos fiskos ettikten sonra bana, iyi de Adıyaman'a kadar hızlı tren yok ki Adıyamanla Gölbaşı arası olsun dediler.
Ben de bunun kendi sorunları olduğunu dilerlerse kanun hükmünde bir kararname ile bunu çözebileceklerini söyledim.
Kanun hükmünde kararname teklifimi duyunca süt dökmüş kediye döndüler, ne diyeceklerini şaşırdılar.
Sonra da bana, bu yüksek hızlı tren şimdilik bir kenarda dursa yerine normal tren hattı koysak olmaz mı dediler.
Ben de kendilerine adıyamanlıların her şeyin en hızlısına en iyisine en güzeline layık olduklarını dolayısıyla normal trene razı olmayacaklarını ve kendilerini ikna etmemin zor olduğunu söyledim.

İşin içinden çıkamayacaklarını anlayınca, yahu sizin başka derdiniz yok mu, her bir meseleniz halloldu da bir tek hızlı tren mi kaldı?
Yüksek hızlı tren gelince ırgatlıktlan mı kurtulacaksınız, suya mı kavuşacaksınız, sulu tarıma mı başlayacaksınız, komşu illere otobüslerle mi gidip geleceksiniz,
teşvik kapsamında Urfa'yla aynı şartlara mı sahip olacaksınız? 
Yüksek hızlı tren hangi bir derdinize derman olacak? Diye sorduklarında adamların cin eniği gibi her şeyin farkında olduklarını anladım.

Madem bunları biliyorsunuz, madem çektiğimiz sıkıntıların farkındasınız öyle ise neden çözüm arayışına girmiyorsunuz dedim biraz da sesimi yükselterek.

Önemli olan sizin bunları bilmeniz. Bizler rutin olarak Adıyaman'a gidip gidiyoruz fakat sizler hep kuyruğunuzu dik tutuyorsunuz. Türkiye'nin en sorunsuz vilayeti gibi bizleri karşılıyorsunuz.
Bir derdiniz bir eksiğiniz bir sorununuz var mı devlet olarak ne yapabiliriz diye sorduğumuzda, her defasında, hâşâ begim ne derdimiz olabilir ki? Sağlığınıza duacıyız demekten başka bir şey demiyorsunuz.

Baktım işler içinden çıkılmayacak bir hale geliyor mevzuyu tekrar yüksek hızlı trene getirdim.
Sen hiç yüksek hızlı trenle seyahat yaptın mı dediler, ben de hayır dedim.
Öyleyse bir test et bakalım hoşuna giderse bunu tekrar düşünebiliriz dediklerinde kendilerine hak verdim ama sorunlarımızın çözümünün Ankara değil bizatihi Adıyaman olduğunu anladım.
Fakat sizlere söz verdiğim gibi Ankara'ya laf anlatamazsam derdimizi Marko Paşaya anlatmak üzere İstanbul'a gideceğimi söylemiştim.

Öyle de yaptım.

Lakin Istanbul dediğin kuru gürültü, kocaman bir davul. Her ne kadar sesi dışarıdan güzel gelse de içeri girildiğinde öyle olmadığı anlaşılıyor.

Kaldı ki Marko Paşa diye birini de göremedim.
Görseydim durum değişir miydi emin değilim.

Ama şundan eminim; sorunlarımızın çözümü uzaklarda değil kendi içimizde.
Başkalarına dert anlatmak yerine derdimizi kabul edersek sorunlarımızın üstesinden gelebiliriz.
Değilse ne derdimizi anlatacağımız ne de bizi dinleyecek bir Marko Paşa bulmamız mümkün değil.


 
 
25 Mayıs 2017 Perşembe 23:48
Okunma: 3687
 
Yorumlar


Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
 
Yazarın Diğer Yazıları

Yazarlar
< >
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Kurumsal

Okuyuculardan Gelen Haber

    Yaşam

    Gündem

    Teknoloji

    Siyaset

    Kültür-Sanat

    Dünya

    Son Dakika

    Ekonomi

    Yerel Haberler

    Spor

    Sağlık

    Özel Haberler

    Medya

    Eğitim

    Yukarı Çık