Ana Sayfa » Köşe Yazısı » Süheyla Şengül

 
 
Süheyla Şengül

Garam Bebeğin Hesabını Kim Verecek? / Köşe Yazısı - Süheyla Şengül

Süheyla Şengül

 Suriye'nin Halep kentindeki iç savaştan kaçıp yürüyerek Hatay'a, oradan da İstanbul'a gitmek üzere Adana otogarında otobüs bekleyen 33 yaşındaki Nesrin Berdoş'un 1 yaşındaki bebeği Garam, besin yetersizliği ve soğuğa bağlı olarak yaşamını yitirdi.

            Televizyon ekranlarında bunu izlerken yine insanlığımızdan utandık. Yüreğimiz burkuldu. Kendisi de açlık ve sefaletten bir deri bir kemik alan bu annenin yaşadıklarını ancak bir anne bilebilir.

            Gözlerini para, rant ve kin bürüyen global zalimlerin hiç umurunda olmuyordur eminim bir annenin gözyaşlarından.

            Nesrin anne, battaniyeye sarılı evladını görevlilere teslim ederken tepki bile gösteremiyordu. Sadece bakıyordu evladının kara toprağı doğru yol alışındı…

            Anlamsızca mı bakıyordu yoksa "İnsanlığınız batsın ey dünya" mı demek istiyorduk kestiremedim…

            Suriyeli anne olmak yürek ister, onlarca kilometre yol yürüyüp, beş çocukla Türkiye’ye gelmek ve gelir gelmez de yetim kalmış yavrusunun ölümüne şahit olmak…

            Çaresiz bir annenin yüreğinin feryadı, gözlerinden masumca ve sessizce akan gözyaşları, bizlerinde yüreğini yaktı. "Ateş düştüğü yeri yakar" demişler ama artık o ateş bizleri de yakıyor.

            Avrupa ülkeleri sınırlarını kapatmakla kalmamış, kulaklarını tıkamış, gözlerini kör etmiş, daha da vahimi; kalpleri buzul bağlamış…

            Ülke olarak ne kadar kucak açmaya çalışsak da sadece bizlerle bu işin çözülmeyeceğini biliyoruz. Bu acı, bu savaş daha ne kadar sürecek, açlıktan ve soğuktan ölen Garam bebek gibi, binlerce çocuğun hesabını kim verecek?

            Çocuk hakları, insan hakları, medeni Avrupa ülkelerinin hayvan haklarından sonra bile gelmiyor. Esad bu zulmü insanlara değil de hayvanlara yapsaydı, tüm dünya ayağa  kalkar hesap sorardı.

            Suriye’de yanan ateşi körükleyen ülkelere, bu savaşın bitmesi, bu insanlık dramının son bulması için ülke olarak çaba sarf ediyor, sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Fakat bu çabalarımızın sonuçsuz kaldığını görüyoruz.

            Sınırlarımıza dayanan, sadece canını kurtarmak ve karnını doyurmak için, bizlere sığınan bu insanlara elimizden gelen yardımı ve hoşgörüyü esirgemeyelim. Belki ülkemizde düzen bozuluyor, milli gelirimiz  bu insanlara kayıyor. Mültecilere bazen kızıyor, bazen acıyoruz ama şunu unutmayalım ki; Millet olarak bizlerde kurtuluş savaşı yaşamış, açlıktan ve soğuktan binlerce şehit vermişiz. Onların halinden en çok biz anlarız. Onlara kucak açıp, bir nebze de olsa rahatlatmak Allah’ın rızalığını kazanmaktır.

            Yanan bu ateşin sönmesi ve bu insanların yaralarını sarmaları için dualarımızı eksik etmeyelim. Rabbim bu ateşi körükleyen, gücü olduğu halde bu vahşete dur demeyen, bu ülkeyi bölüşmek için bekleyen akbabalara bu fırsatı vermesin ve onları ıslah etsin…

            Dualarımız mazlum halklarla ama bir yandan da düşünmeden edemiyoruz; Garam bebeğin hesabını kim verecek? Suriyeli, Afrikalı, Iraklı, Filistinli çocukların hesabını kim verecek…

 


 
 
9 Şubat 2016 Salı 13:50
Okunma: 4111
 
Yorumlar


Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
 
Yazarın Diğer Yazıları

Yazarlar
< >
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Kurumsal

Okuyuculardan Gelen Haber

Yaşam

Kahta Emlak

Gündem

Teknoloji

Siyaset

Kültür-Sanat

Dünya

Son Dakika

Ekonomi

Spor

Yerel Haberler

Sağlık

Özel Haberler

Medya

Eğitim

Yukarı Çık