Ana Sayfa » Köşe Yazısı » Mehmet Cömert

 
 
Mehmet Cömert

Rusya'nın Suriye müdahalesi ve ABD'nin zevali / Köşe Yazısı - Mehmet Cömert

Mehmet Cömert

 Suriye sorununun askeri yoldan mı, yoksa tarafların uzlaşacağı siyasi görüşmeler yoluyla mı çözülmesi gerektiği konusundaki tartışmalar,  Rusya'nın Suriye'ye askeri müdahalesinden sonra  yeniden başlamış görünüyor. Batı dünyası,  Rusya'nın direk müdahalesinin ne sonuçlar  doğuracağı konusunda endişeler taşıyor. Rus askeri  müdahalesinin mevcut sorunu   daha da kilitleyeceği yönündeki kanaatler ağır basıyor.

Rusya'nın müdahalesini ilk anlarda IŞİD  karşıtı bir operasyon olarak görmek isteyen ABD yetkilileri, çok geçmeden  işin böyle olmadığını fark ettiler. Rusya beklendiği gibi sadece IŞİD'i değil, rejim karşıtı ılımlı sayılan muhalifleri de vuruyordu. Evet Rusya için IŞİD  bir  tehdit ve tehlikeydi; ancak Baas rejiminin çökmesi , Rusya'nın Suriye' yi  tamamen kaybetmesi  ve dolayısıyla ortadoğudaki son kalesini yitirmesi  demekti. Rusya daha önce  müttefikleri Saddam Hüseyin ve Muammer Kaddafi'yi kaybetmiş ve giderek bölgedeki nüfuzu da zayıflamıştı. Putin, bölgedeki bu son kaleyi ABD'ye kaptırmamak konusundaki kararlılığını bugüne kadar korumayı başardı.

 

Rusya kendi çıkarlarının garantisi olarak gördüğü müttefiği Baas rejimini muhtemel bir yenilgiden korumak için sahaya inmiş bulunuyor. Evet, Rusya bölgedeki tek müttefiğini  kaybetmek istemediği için Baas rejimine dört yıldan beri askeri ve siyasi desteğini sürdürdü ve en son fiili olarak da müdahalede bulundu. Putin Rusya'sı, Akdeniz ve Ortadoğu'da var olmanın ancak Suriye ile mümkün olabileceğini iyi kavramış bulunuyor.

Rusya giriştiği bu  müdahale ile, bir yandan Suriye'deki çıkarlarını korumayı hedeflerken,   diğer yandan da  daha önemli bir hedefi gerçekleştirmeyi amaçlıyor. Bu da,  ABD ve AB ülkelerine  dünyanın tek hakimi olmadıklarını, atılan her adımda Rusya'yı  da hesaba katmaları gerektiği  mesajını  vermektir.Yani Rusya, hem bölgesel hem de küresel ölçekte  bir güç olduğunu artık ilan etmiş bulunuyor.Vakıa o ki, dünya da doğusu ve batısı ile  artık bu gerçeği kabullenmiş görünüyor.

Rusya, ABD ve AB ülkelerine karşı  ilk hamleyi Ukrayna'da yaptı. Batılıların  Ukrayna meselesinde sonuç  sağlayacak bir caydırıcılık  gösterememeleri Rusya'yı daha da cesaretlendirdi. Ekonomik yaptırımlara aldırış etmeyen Putin rahatlıkla Suriye müdahalesi kararını da aldı.

Rusya'nın Suriye'ye fiili  müdahalesinin yankıları devam ediyor.Bölgedeki ABD müttefikleri ile Suriye muhalif güçleri Rus müdahalesinden rahatsızlar.Türkiye, Rusya ile gelişen ilişkilerini bozmak istemiyor ama, müdahaleden rahatsız olduğunu da gizlemiyor.Körfez ülkeleri, Rus ayısının Suriye'de İran ve Hizbullah ile beraber işleri daha da zorlaştıracağını biliyorlar.

Peki ABD ne yapıyor? ABD'nin ortadoğu siyasetinin Obama döneminde renk değiştirdiğini artık her kes anlamış bulunuyor. ABD, Afganistan ve Irak müdahalelerinin kendisine nelere mal olduğunu gördü ve artık bu tür bir müdahale  siyaseti yürütmeyeceğini açıktan ifade etti. Obama, her iki dönem seçim beyannamelerinde seçmene bu sözü verdi ve büyük ölçüde verdiği bu vadini tuttu. Obama'dan sonra bu siyaset değişir mi; bence büyük bir ihtimalle değişmeyecek.Çünkü amerikalı vatandaş artık dış müdahalelerin faturasını ödemek istemiyor.Müdahaleler sonrasında gelen korkutucu ekonomik krizin tekrarlanması da hiç kimse arzu etmiyor.

 

Bölgedeki her sorunu ABD müdahalesiyle halletmeye alışmış Arap ülkeleri  şimdi kara kara düşünmeye ve sızlamaya  başladılar. ABD bu müttefiklerini teskin etmeye çalışsa da pek başarılı olamıyor. Artık bütün dünyada olduğu gibi ortadoğu'da da ABD güvenilirliğini hızla  yitiriyor. Bölgede Rusya, İran ve Çin etkisinin giderek arttığı  ve her geçen gün ABD'nin gücü ve dostluğu konusundaki inancın zayıfladığı bir süreç yaşanıyor.

Bölgemiz, aslında dış güçlerden birine yaslanarak devlet olmanın ve iktidar  sürmenin sıkıntılarını yaşıyor. ABD ve diğer emperyalist güçler bu bölgeye asla dost olmadılar ve olmayacaklar da. Bölgede ABD'nin dost olduğu bir devlet varsa o da İsrail'dir. Usta yazar Abdulbari Atvan'ın değişiyle 'İsrail ABD'nin resmi nikahlı eşi; bölgedeki diğer müslüman ülkler ise imam nikahlı eşleridir. ABD istediği zaman onları boşayaıp terk edebilir veya para karşılığında ahlaksızlığa zorlayabilir'.

Nitekim ABD Arap Baharı süreciyle devrilen müttefik ve dostları(!)na seyirci kalmıştır. Rusya'nın da aynı şeyleri Kaddafi ve Saddam için yaptığını, Başşar Eset için de bunu yapmayacağını kimsenin garanti edemeyeceğinin bilinmesi gerekir.Nitekin son günlerde Rusya'nın Eset'siz bir çözüme  yeşil ışık yaktığı konusunda işaretler gelmeye başladı.

Afganistan ve Irak işgallerinden sonra azalmaya başlayan ABD nüfuzunun aşağıya doğru inişe geçtiği  muhakkaktır. Bölgemizde zevale yüz tutan ABD varlığının doğurduğu bu boşluğun Rusya veya Çin tarafından doldurulması , bölgemiz için, bizim için tarihin tekerrürü demektir. Bölgenin güçlü ülkeleri İran, Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan kendi aralarındaki anlaşmazlıkları çözmez  ve birlik oluşturma yoluna giremezlerse bölgemiz daha çok acılar yaşamaya devam edecektir.

 


 
 
14 Kasım 2015 Cumartesi 11:21
Okunma: 2650
 
Yorumlar


Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
 
Yazarın Diğer Yazıları

Yazarlar
< >
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Kurumsal

Okuyuculardan Gelen Haber

    Yaşam

    Gündem

    Teknoloji

    Siyaset

    Kültür-Sanat

    Dünya

    Son Dakika

    Ekonomi

    Yerel Haberler

    Spor

    Sağlık

    Özel Haberler

    Medya

    Eğitim

    Yukarı Çık