Öcalan öncülüğünde 1978'de Sosyalist-Marksist bir çizgide kurulan ve ilk eylemleri bölgedeki feodal/aşiret/tarikat yapılarına karşı mücadeleye başlayan örgüt; süreç içerisinde ciddi bir dönüşüm geçirdi. Yurt içinde ve yurt dışında geniş kitlelere ulaşan bu yapı; bünyesinde silahlı unsurların yanı sıra siyasi partiler, meslek örgütleri, halk meclisleri, medya organları, sanatçılar, özerk yapılar ve kantonlar barındıran devasa bir siyasi yapıya dönüştü.
Devlet birimlerinin yaptığı gözlemlere göre, Öcalan’ın İmralı süreci öncesi ve sonrasında örgütün kuruluş felsefesi olan sosyalist yapıyı bir kenara bırakarak ulus devlet fikrinden vazgeçtiği, öz yönetim, özerklik ve federasyon gibi kendine has bir yöntem geliştirdi. Sümer ve Antik Yunan medeniyetlerini de kapsayan yeni bir bakış açısıyla; Kürtlerin yaşadığı coğrafyada mevcut devletle birlikte yaşamasını öngören "Halkların Kardeşliği" felsefesini ortaya koydu. Bu felsefe; eşit vatandaşlık, özgürlük ve anadilde eğitim başta olmak üzere Kürtlerin, diğer inanç gruplarının, etnik yapıların ve azınlıkların temel insan haklarını esas alan, kadın hakları ve çevre gibi konuları merkeze yerleştiren birlikte yaşamak için ortak bir payda oluşturmayı hedefleyen bir felsefe geliştirdiği .
Kürt siyasi hareketi, 2010 yılından itibaren "Halkların Kardeşliği" felsefesi kapsamında bölgedeki diğer halklarla beraber Kuzeydoğu Suriye Rojava bölgesinde özerk bir yönetim kurdu. Bölgeyi kantonlara ayırarak Ademi Merkeziyetçi bir yönetim anlayışıyla özerk bir yönetim oluşturdular. Şam’da kurulan yeni hükûmet ise Kürtlerin kazanımlarını elinden almak için dış unsurların desteği ve teşvikiyle; Halep’te başlayıp Rojava’da devam eden süreçle adeta Kürtlere savaş ilan etti.
Halep ile başlayıp Kürtlerin elinde bulunan yerleşim alanında çatışmalar başladı. Kürt güçleri geri çekilmek zorunda kaldı. Yapılan müzakereler sonucunda her iki taraf arasında geçici de olsa anlaşma sağlandı.
Kürtler ile Şam Hükümeti arasında yapılan anlaşmalar ile Kürtler istediğini alamadı; özerklik veya federasyon ilan edilmedi. Ancak Kürtler ile Şam Hükümeti ilk defa müzakere masasına oturarak; anadilleri başta olmak üzere bir çok hakları güvence altına alınmaya başlandı. Şam Hükümeti ile Uluslararası güçler tarafından, Rojava Kürtleri muhatap alınarak varlıkları kayıt altına alındı.
Halep’te başlayıp Kuzey Doğu Suriye Rojava bölgesinde devam eden çatışmalar ve Kürtleri tamamen sahadan silme /yok etme savaşı bir çok ilkin yaşanmasına sebep oldu.
-Bu olaylar sonucunda dünyadaki bütün Kürtler, meydanlara dökülerek aralarındaki sorunları bir tarafa bırakarak tek vücut halinde Kürt Birliğini sağladılar.
-Kürt Siyasi Hareketi içerisinde Öcalan’ın Liderliği ilk defa sorgulanmaya başlandı, birinci kuşak meseleyi anlamaya çalışsa da, Kürt diasporası ve yeni jenerasyon bu olayları bir türlü kabullenemiyor, çözüm sürecinden umudunu kesmeye başladılar.
-Kürt coğrafyasında ve diasporada faaliyet gösteren tüm yapılar ,aralarındaki siyasi ve liderlik çekişmelerini bir tarafa bırakarak doğrudan iletişim kurmaya, müzakere etmeye ve sorunları konuşmak için aracısız olarak bir araya gelmeye başladı. Rojava’daki saldırıları kendilerine yapılmış sayarak ortak bir tavır geliştirdiler.
- Kürt siyasi hareketleri arasında Barzani Ailesinin ön plana çıkması, ileride bir “Kürt Konfederasyonu” Kurulma ihtimali doğurdu.
Devlet aklı, bu aşamada devreye girmeye başladı. Kürtlerde meydana gelen bu hayal kırıklığı ve öfkeyi dindirmek için; Selahattin Demirtaş’ı serbest bırakmak ve görevden alınan bazı belediye başkanlarını görevlerine iade etmek, Öcalan’a Umut hakkını gündeme taşıyarak “ Kürtlerin Gazını Almak “ istediler.
Devlet, Rojava’da meydana gelen olayları Kürtler açısında bir kayıp, kendi açısından bir kazanım olarak görse de Kürt Siyasi Hareketinin içerisinde Öcalan’ın Liderliğinin tartışılması, Kürtler arasında Barzani Ailesinin ön plana çıkması devlet aklını endişelendiriyor.
Bir diğer senaryo ise örgütün yeni bir lider ve kadro ile yoluna devam etmesi veya örgüt içi bölünmelere bağlı yeni liderlerin ortaya çıkmasıdır; bu ihtimaller çözüm sürecini olumsuz etkileyebilecek kritik unsurlardır.
Devlet Bey, iktidarın yıllardan beri yapmak isteyip de yapamadığını, devlet adına yapmaya çalışıyor.
Kemal ÇETİNKAYA
09.Şubat 2026






