Cumhuriyetin Kuruluşundan 1946 yılına kadar CHP tek başına girdiği seçimlerde iktidar olmuş ve 1946 yılında yapılan çok partili sistemde CHP oyların yüzde 85’ini alarak 397 milletvekili çıkararak tek başına iktidar olmuş, DP ikinci parti olmuştur.
Çok partili sisteme geçtikten sonra 1950-1954-1957 tarihlerinde yapılan genel seçimler ve akabinde yapılan yerel seçimlerde DP tek başına iktidar olmuş ve CHP muhalefette kalmıştır.
27 Mayıs Askeri Darbesi'nin ardından 1961 yılında yapılan genel seçimlerde CHP oyların yüzde 36,7(180 milletvekili) AP parti yüzde 34,7'(159 milletvekili) . Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CMKP yüzde 14' (49 milletvekili) Yeni Türkiye Partisi yüzde 13'(62 milletvekili) çıkararak CHP birinci parti olmasına rağmen tek başına iktidar olamamıştır.
27 Mayıs 1961 yılında yapılan Askeri Darbesi'nin ardından yapılan ikinci dönem seçimlerde 1965 ve 1969 tarihlerinde yapılan genel seçimlerinde AP tek başına iktidar olmuş ve CHP muhalefette kalmıştır.
12 Mart 1972 askeri darbesinin gölgesinde girilen 14 Ekim 1973 seçimleri, Bülent Ecevit'in CHP Genel Başkanı olarak katıldığı ilk seçimlerdir. CHP yüzde 33,30 ( 185 milletvekili), AP yüzde 29,82 (149 milletvekili), Demokratik Parti yüzde 11,89(45 milletvekili), MSP yüzde 11,80 (48 milletvekili), CGP yüzde 5,26 (13 milletvekili), MHP yüzde 3,38 (3 milletvekili),
Bülent Ecevit'in CHP Genel Başkanı olarak katıldığı ilk seçimlerde, birinci parti olmasına rağmen tek başına iktidar olamamış , CHP-MSP koalisyon hükümeti kurarak iktidar olmuştur.
5 Haziran 197 tarihinde yapılan Genel Seçimlerde CHP oyların %41,4 (213 milletvekili), çıkarmasına rağmen tek başına iktidar olamamış, AP ayrılan milletvekillerinin desteği ile kurulan azınlık hükümeti kısa bir süre sonra güven oyu ile düşürülmüştür. Düşürülen hükümetin yerine Süleyman Demirel Başkanlığında Milli Cephe Hükümeti kurulmuştur.
12 Eylül Darbesinin ardından 6 Kasım 1983 yılında yapılan ilk genel seçimlerde Turgut Özal liderliğinde kurulan Anavatan Partisi oyların yüzde 45,14'ünü alarak 211 milletvekili çıkartarak tek başına iktidar oldu. Seçimlerde Necdet Calp’in lideri olduğu Halkçı Parti yüzde 30,46'lık (117 milletvekili) oy oranı ile ana muhalefet partisi oldu.
1987 tarihinde yapılan genel seçimlerinde Anavatan Partisi birinci olmuş ve tek başına iktidar olmuştur.
1991 yılında yapılan seçimlerde Doğru Yol Partisi birinci olmuş ve Anavatan Partisi ile koalisyon hükümeti kurmuştur.
1995 yılında yapılan Genel seçimlerde RP birinci parti olmuş DYP ile koalisyon hükümeti kurmuştur.
1999 yılında yapılan seçimlerde Bülent Ecevit’in Başkanlığı yaptığı DSP oyların yüzde 22,19 alarak 136 milletvekili çıkararak MHP ile koalisyon hükümeti kurmuştur.
2002-2007-2011-2015-2018-2023 tarihleri arasında yapılan genel seçimlerinde Ak Parti birinci parti olmuş ve tek başına iktidar olmuştur.
24 Haziran 2018 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ak Partinin adayı Recep Tayyip Erdoğan oyların yüzde 52 sini, CHP adayı Muharrem İnce oyların yüzde 30 almıştır.
28 Mayıs 2023 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ak Partinin adayı Recep Tayyip Erdoğan oyların yüzde 52,18 sini, CHP adayı Kemal Kılıçdaroğlu oyların yüzde 47,82 almıştır.
Türkiye’de çok partili sisteme geçtikten bu güne kadar CHP ve devamı partiler yaklaşık 75 yıldır tek başına hiçbir zaman iktidar olamadı, sadece Bülent Ecevit Başbakanlığında dört defa kısa süreli koalisyon ortağı olabilmiştir.
CHP’nin Ulusalcı/Kemalist seçmeni ; CHP’nin 1989 yerel seçim sonuçlarını sorgulamadan, CHP de Laiklik, Kemalizm ve Ulusalcılığın zirve yaptığı Deniz Baykal’ın görev yaptığı süredeki ülkede meydana gelen sosyal ve siyasal sorunlara karşı partinin aldığı tavrı sorgulamadan, Doğu ve Güneydoğu’da yılladır uygulan anti demokratik uygulamalara karşı partinin ortaya koyduğu tavrı sorgulamadan, 75 yıldır iktidara gelmemesinin sebebinin ve faturasının Kemal Kılıçdaroğlu’na kesmek hakkaniyete uygun değildir.
31 Mart 2019 tarihlerinde yapılan yerel seçimlerde İstanbul, Ankara, Adana, Mersin, Hatay, Antalya vb .ve 2024 yerel seçimlerde Büyükşehir Belediye Başkanlıklarını CHP adayları kazınmış ise, Kemal Kılıçdaroğlu’nun toplumun tüm kesimleri ile kurduğu diyalog sayesindedir.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun kişiliği, izlediği politikaları, siyaset yapma anlayışını, liderliği eleştirilebilir/eleştirilmelidir. Mesela Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde Ümit Özdağ ile yaptığı görüşmeler ,yaptığı iddia edilen protokol içeri ciddi bir siyasi hatadır. Ama ihanet ve işbirlikçi içinde olduğunu iddia edilmesi ağır bir ithamdır.
CHP’nin bu ülkede iktidar olması ve uzun süre iktidarda kalabilmesi için; geçmişi ile hesaplaşması, öz eleştiri yapması, toplumun değişik kesimleri ile helalleşmesi, Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar sorunları ve sıkıntıları olan tüm kesimlerin dertlerini kendine dert edinmesi, işçinin, emeklinin ,köylünün ,üreticinin sorunlarını ana gündem yapması, laiklik ve Kemalizm’i topluma iyi anlatması, kitle partisi hüviyetini koruyarak tek adam liderliğinden uzak durması, insan hakları ve demokrasiyi merkeze alarak, parti içi çekişmeleri bir tarafa bırakarak sosyal demokrat bir parti olması için partiyi revize edip gerekli tedbirleri alması halinde iktidar olmaması için hiçbir neden yok.
Gündemi İmamoğlu, Yavaş, Kılaçdaroğlu, Özel olan bir CHP’nin iktidar partisini ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramaz.
Kemal ÇETİNKAYA. 18 Haziran 2026






